Hz. Ali (a.s) Buyurdu ki:

Büyük günahların kefareti, zulme düşünlere yardım etmek, acze düşünleri ferahlandırmaktır.
Hz. Ali -
Mufaddal b. Ömer'in Alevilere Tavsiyeleri PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 05 Eylül 2009 08:35

Ortağı olmayan yegane Allah’tan çekinmeyi, Allah’tan başka bir ilahın olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmeyi size tavsiye ediyorum. Allah’tan çekinin. Güzel söz söyleyin. Allah’ın rızasını arayın; gazabından korkun; sünnetini (titizlik göstererek) koruyun; sınırlarını aşmayın. Bütün işlerinizde Allah’ı göz önünde bulundurarak, lehinize ve aleyhinize olan kaza ve kaderine razı olun.

Bilin ki, marufu emr ve münkerden nehyetmek üzerinize düşen bir vazifedir.

Dikkat edin, size ihsan edene, fazlasıyla ihsanda bulunun. Size kötülük edenin suçundan geçin ve halkın size karşı yapmasını sevdiğiniz hareketi onlara yapın.

Gücünüz yettiği kadar halkla iyi geçinmeğe çalışın. Kendi aleyhinize olan bir bahane oluşturmamaya siz daha layıksınız. Allah’ın dinini öğrenmeniz, haramlardan kaçınmanız, sizinle arkadaşlık yapana karşı, ister iyi olsun ister kötü, güzel davranmanız üzerinize düşen bir görevdir.

Tam bir vera’ya sahip olmaya çalışın. Çünkü dinin ölçüsü vera’ (şüpheli ve haram şeylerden sakınmak)dır. Namazları vakitlerinde kılın ve farzları sınırlarıyla eda edin.

Allah’ın size farz kıldığı ve rızasına sebep olan şeylerde kusur etmeyin. Hz. Sadık aleyhi’s-selâm’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Allah’ın dininde bilgi sahibi olun, göçebeler gibi olmayın. Çünkü kim Allah’ın dininde bilgi sahibi olmazsa Allah kıyamet günü ona (rahmet gözüyle) bakmaz.”

Zenginlikte ve fakirlikte ölçülü (orta halli) olun. Dünya malının bir kısmıyla ahiretinize hazırlık yapın. Hz. Sadık aleyhi’s-selâm’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Bunun (dünyanın) bir kısmıyla buna (ahirete) hazırlık yapın; halkın üzerine yük olmayın.”

Oturup kalktığınız şahısların hepsine iyilik edin ve onlara güzel davranın. Sakın zulmetmeyin. İmam Sadık aleyhi’s-selâm şöyle buyuruyordu: “Cezası en çabuk ulaşan kötülük, zulümdür.”

Allah’ın oruç ve namaz gibi farz kıldığı farizeleri, yerine getirin. Farz olan zekâtı ehline ulaştırın. İmam Sadık aleyhi’s-selâm buyuruyordu ki: “Ey  Mufazzal, ashabına de ki: Zekâtı ehline versinler; ben ellerinden çıkanın kefiliyim.”

Muhammed salallah’u aleyhi ve âlih’in Ehli Beyt’inin velayetine sarılın. Birbirinizle aranızı ıslah edin. Birbirinizin gıybetini etmeyin. Birbirinizi ziyaret edin. Birbirinizi sevin. Birbirinize ihsanda bulunun. Birbirinizle görüşün. Birbirinizle konuşun. Birbirinizden bir şeyi gizlemeyin. Birbirinizle ilişkiyi kesmekten, birbirinize darılmaktan sakının. Çünkü ben Hz. Sadık aleyhi’s-selâm’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Allah’a andolsun ki şiamızdan olan iki kişi birbirinden küserek ayrılmazlar, meğer ki ben onların birinden teberri eder ve lanet okurum. Genellikle de her ikisine böyle yaparım.” Muattib İmam aleyhi’s-selâm’a: “Canım sana feda olsun, zalime karşı böyle yapman açıktır ama mazlumun suçu nedir?” dediğinde Hz.İmam Sadık aleyhi’s-selâm şöyle buyurdular: “Çünkü o da kardeşini barışa ve kendisiyle ilişki kurmaya davet etmiyor. Babamın şöyle buyurduğunu duydum:  “Şiamızdan olan iki kişi kavga ettiklerinde onlardan biri küserse mazlum olan şahıs arkadaşına dönüp aralarındaki küskünlük ve dargınlığın ortadan kalkması için “ey kardeş suçlu benim” desin. Allah-u Teâla adaletli hakimdir. Kendisi mazlumun intikamını zalimden alır.”

Al-i Muhammed aleyhimus-selâm’ın fakir şiilerini tahkir etmeyin; onları azarlamayın; onlara lütufta bulunun. Allah’ın, malınızda onlar için karar kıldığı hakkı kendilerine verin; onlara ihsanda bulunun; Âl-i Muhammed aleyhimus-selâm’ın adıyla halkın malını yemeyin. Çünkü ben Hz. Sadık aleyhi’s-selâm’ın şöyle buyurduğunu duydum: “İnsanlar bizim hakkımızda üç gruptur: Bir grup Kaim’imizin (İmam Mehdi’nin) zuhur etmesi ümidiyle (onun hükumetinde) dünyamızdan bir şeye ulaşmak için bizi seviyorlar; onlar sözlerimizi söyleyip ezberliyorlar; fakat amelimize gelince kusur ediyorlar. Allah onları cehenneme atacaktır. Bir grup da bizim adımızla halkın malını yemek için bizi severler; sözümüzü dinlerler;  amel yapmakta da kusur etmezler; Allah-u Teâla onların karınlarını ateşle dolduracak; açlık ve susuzluğu da onlara musallat kılacaktır. Bir grup da bizi severler; sözlerimizi öğrenirler; emirlerimize itaat ederler; yaptığımız amellere aykırı harekette bulunmazlar; onlar bizdendir; biz de onlardanız.”

Zengin zenginliği, fakir de fakirliği oranında yardımda bulunmayı terketmemelidir. Kim Allah’ın onun en önemli  ihtiyacını  yerine getirmesini   dilerse,  en   fazla   ihtiyaç  duyduğu   malı,  Âl-i Muhammed ve  onların Şiasına ulaştırmalıdır. Size hak söz söylendiğinde sinirlenmeyin. Hak ehli, hak sözü açıkça söylediklerinde onlara kızmayın. Çünkü mü’min kendisine söylenen hak söze öfkelenmez.

Hz.Sadık aleyhi’s-selâm’ın huzurunda olduğum  bir  vakitte İmam aleyhi’s-selâm: "Ey Mufazzal, ashabın (yani Kufe’de bulunan şiiler) ne kadardır?” diye sorduklarında; şöyle dedim: Pek azdır. Kufe’ye döndüğümde şiiler bana saldırıp; etimi yediler (yani gıybetimi ettiler); haysiyetime dokundular; hatta  bazıları bana saldırıda bulundu. Bazıları beni vurmak için Kufe’nin sokaklarında pusu kurdular ve hiçbir iftiradan çekinmediler.

Bu olay Hz. Sadık aleyhi’s-selâm’a bile ulaştı. Sonraki yıl (Hicaza döndüğümde) İmam’la ilk karşılaştığımızda selamlaştıktan sonra şöyle buyurdular: “Ey Mufazzal, hakkında duyduğum bu söylenen sözler nedir?” Cevabta: “Söylenen sözlerin bana bir zararı yoktur.” dedim. Hz. Sadık buyurdular ki: “Evet, o sözler onların kendi zararınadır; öfkeleniyorlar mı? Yazıklar olsun onlara; ashabım pek azdır dediniz, hayır, Allah’a andolsun ki onlar bizim Şiamız bile değillerdir; şiamız olsaydılar, sözünden öfkelenip rahatsız olmazlardı. Allah bizim şiamızı, onlarda bulunan sıfatlardan başka sıfatlarla vasfetmiştir. Cafer Sadık Şiası dilini korumalıdır. Yaratıcısı için çalışmalıdır. Efendisine ümit etmeli ve Allah’tan, korkması gereken bir şekilde korkmalıdır. Yazıklar olsun onlara; acaba onların arasında, çok namaz kılmakla yay gibi bükülen veya şiddetli korkudan dolayı şaşkınlara benzeyen, huşu ve huzudan körler gibi olan, oruç tutmaktan hastalar gibi görünen ve uzun süreli susmak ve sükut etmekten dolayı da sağırlara benzeyen bir kimse var mıdır? Acaba onların arasında geceleri çok namaz kılmakla ve gündüzleri de oruç tutmakla kendisini zahmete düşüren veya Allah korkusundan ve biz Ehl-i Beyt’in sevgisinden dolayı dünya lezzeti ve nimetlerinden kendisini mahrum bırakan bir kimse var mıdır? Onlar nasıl bizim Şia’mız olabilirler? Oysa ki onlar bizim düşmanlarımızla düşmanlık ediyorlar ve bunu yapmakla onların düşmanlığını daha da çoğaltıyorlar. Onlar (soğuktan inleyip hırıldayan) köpekler gibi hırıldıyor; kargalar gibi ihtiras ediyorlar. Bil ki eğer onların sana çıkışma ve saldırılarından korkmasaydım, evine girip, kapıyı üzerine kapatmanı ve hayatta olduğun müddetçe yüzlerine bakmamanı emrederdim. Fakat yanına gelirlerse onları kabul et. Allah onları kendilerine hüccet kılmıştır; aynı zamanda onlarla da diğerlerine hücceti tamamlamıştır.”

Sakın dünya, dünya nimetleri, dünya güzellikleri ve dünya mülkü sizi aldatmasın; bunların size bir faydası olmaz. Allah’a andolsun ki kendi ehline de bir faydası olmamıştır.

Alemlerin Rabbi Allah’a hamd, mevlamız Muhammed Peygambere ve pâk Ehl-i Beyt’ine salat (rahmet) olsun.


Mufazzal ibn-i Ömer, Hz. Sadık aleyhi's-selâm'ın seçkin sahabelerindendir.

Comments (0)

 

Kitap

Bu Kitabı Okudunuz mu?
Reklam
"İslamiyetin Özü Gerçek Alevilik" bu kitap Aleviliğin ne olduğunu, nasıl bir inanç olduğunu, kısa ve öz bir şekilde anlatacak ve Alevi kardeşlerimizin kendi inançlarını anlamalarına yardımcı olacaktır.

Facebookta Paylaş

Sayfayı Facebookta Paylaşın

Arkadaşına Tavsiye Et

Aleviyyun.com © 2009 Arap Alevi Bilgilendirme Sitesi