Hz. Ali (a.s) Buyurdu ki:

Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.
Hz. Ali -
Ebu Hureyra ve Yalan hadisleri PDF Yazdır e-Posta
İsmail Salih tarafından yazıldı.   

Ebu Hüreyra’nın ehlisünnet içindeki saygınlığını bilmeyen yoktur. Acaba Ebu Hüreyra bu saygıyı hak ediyor mu? Acaba bu saygı peygamberden binlerce hadis nakletmesi yüzünden mi? Önce Ehli sünnet hadisçilerinin hangi sahabeden ne kadar hadis naklettiklerine ya da O sahabenin ne kadar hadis naklettiğine bakalım.


Ebu Bekir: İbni Teymiye’ye göre Ebu Bekir resülüllah’ın yanından, İslam’ın yayılmaya başlamasından dinin ikmaline kadar hiç ayrılmadı. Ebu Bekir den elimize geçen hadislerin sayısı ibni Teymiye’nin dediği gibi: Elimize 142 hadisten başkası geçmedi. (1) Ebu Bekir’in hadis rivayet etmemesine şaşırmamalı. Çünkü halifeliği döneminde resulullah’ın hadislerini yakmıştı. (2) Ebu Bekir 23 yıllık süre içerisinde her gün resülullahtan bir hadis duysa hadislerin sayısı 8395 hadise ulaşması gerekiyordu.

Ömer Bin Hattab: Ömer resülullahla beraber yaklaşık olarak 20 yıl yaşadı. Resülullah’ın ardından da 23 yıl sahabelerle birlikte yaşadı. Yaşadığı süre içerisin de ondan nakledilen hadis sayısı 538 (3). Bunların 50 hadisi sahih (4) olarak kabul ediliyor. Ömer’in de sadece bu kadar hadis nakletmesine şaşırmamalı. Çünkü sahabelerin peygamberden hadisler rivayet etmelerini yasaklamıştı. (5)

Osman Bin Affan: Osman İslam’ın başlarında Ebu Bekir’in eliyle İslam’a girdi. Buhari ondan dokuz hadis rivayet etti, Müslim ise beş hadis, ondan elimize toplam 146 hadis geçti. (6) Yirmi yıldan fazla resülullah’a sahabelik yapmış biri sadece bu kadar mı hadis nakleder.

Ehli sünnet hadisçilerin kitaplarındaki kaynaklara göre ilk üç halife sadece bu kadar hadis nakletmiştir. Bakalım Hz. Ali ve onun etrafında bulunan sahabelerden Hz. Muhammed (s)’den naklettikleri hadislerden ne kadarını ehli sünnet hadisçileri zikretmişler.

Ali Bin Ebi Talib: Hz. Muhammed’e en yakın ve ümmetin en âlimi olan Hz. Ali (as) dan, ehli sünnet muhaddisçileri sadece 536 hadis (7) nakletmiş “bunların elli hadisi sahih” (8) şeklinde kabul etmişlerdir.

Buhari bunlardan sadece yirmisini rivayet etmiş. İnanılır gibi değil öyle değil mi? Hz. Ali (as)’ın ilmi konusunda herkesin bilgisi vardır. Hz. Muhammed (s) bir hadisinde “Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır. Kim ilim isterse kapıya gelsin” (9) Buna benzer Hz. Ali (as)’ın ilmi konusunda bir sürü hadis var. Ama bu hadis bile yeterlidir.

Hasan ve Hüseyin: Cennet gençlerinin efendileri ve Hz. Muhammed (s)’in torunları olan Hasan ve Hüseyin (as) resülullahla ve resülullahtan sonra sahabelerle yaşadıkları uzun süreye rağmen Hz. Hasan’dan 13 hadis (10) Hz. Hüseyin’den sekiz hadis (11) nakledilmiş

Selman El Farisi: Selman el Farisi Hz. Aliye yakınlığıyla bilenen ve resulullah’ın has sahabelerinden. Ondan nakledilen hadis sayısı 60’a yakın (12) Selman gibi resülullah’a ve ehli beyte bu kadar yakın bir sahabeden, ehli sünnet hadisçileri sadece 60 hadis nakletmeleri, Hz. Muhammed (s)’in sünnetine ne kadar çok değer verdikleri gerçeğini ortaya koyuyor.

Ubey Eben Ke’b: sahabenin alimlerinden olan ubey ibin ke’b’ten sadece164 hadis (13) rivayet edilmiş.

Ebu Zer El-Gaffari: ilk İslam olanlardan olan Ebu Zer resülullahla beraber 23 yıl yaşadı. Ondan rivayet edilen hadis sayısı 281. (14)

Ehli sünnet hadisçileri, Hz. Muhammed (s) zamanında yaşamış olan sahabelerden, resülullah’ın sünneti olan hadislerden rivayet ettikleri hadis sayıları inanılmayacak derecede az. Biz sadece birkaç sahabeyi zikrettik. Uzun yıllar sahabelik yapmış olan bu sahabelerden sadece bu kadar rivayet alınması, durumun vahametini açıklıyor. Oysaki Muaviye’ye yakın olan ve sahabe olarak nitelendirilen Ebu Hureyra Müslüman olduktan sonra Hz. Peygamberle üç yıl aynı devirde yaşadı ve ona sözde sahabelik yaptı. (15) Bu üç yıllık süreç içinde peygamber ile karşı karşıya gelmedi; ama üç yıllık süreç içerisinde resülullah’tan 5374 hadis nakletmiş. (16) Ebu Hureyra’nın rivayet ettiği hadisler gerçekten inanılmaz bir rakama ulaşmış. Yıllarca peygamberle yan yana yaşamış onunla beraber savaşlara katılmış kahramanlıklar göstermiş Hz. Ali (as) hakkında peygamberin “Bir şey öğrendiysem mutlaka Ali’ye de öğrettim. O benim ilim şehrimin kapısıdır.” (17) Dediğini biliyoruz. Hz. Peygamberin bildiği her şeyi öğrettiği Hz. Ali den sadece 50 hadis nakledilmiş. Ama Ebu Hureyra üç yılda 5374 hadis naklediyor. Ebu Hureyra’nin bu kadar hadis nakletmesinin nedeni Muaviye’nin hadisçiliğini üstlenmesi idi. Biraz ilerde Hureyra’nın Muaviye’ye ne tür hizmetlerde bulunduğunu göreceksiniz.

Ebu Hüreyra’nın rivayet ettiği hadislerin hiç birine güven olmaz. Çünkü Ebu Hüreyra, Muaviye’nin paralı hadisçisiydi. İbn-i Ebi’l- Hadid-i Mütezili “Şerh-i Nehc’ul- Belağa”nın 1. cildinin 358. sayfasında ve 4. ciltte, üstat ve şeyh-i imam Ebu Cafer İskafi’den şöyle naklediyor:

“Muaviye bin Ebi Süfyan, sahabe ve tabiinden bir grubu toplayıp onlardan Hz. Ali (a.s)’ı yeren hadisler uydurmalarını ve bunları halkın arasında yaymalarını istedi. Onlar da bu işle meşgul olmaya başladılar. Ebu Hüreyra, Amr bin As ve Muğeyre bin Şube, Hz. Ali (a.s)’ı yeren hadisleri uyduran kimselerdendiler.”

Olayı sayfa 359’a kadar genişçe anlattıktan sonra, aynı sayfada A’maş’tan şöyle rivayet ediyor: “Ebu Hüreyra, Muaviye ile beraber Kufe camisine geldi. Halkın kendisine büyük bir ilgi gösterdiğini görünce ayağa kalktı ve (Halkın dikkatini çekmek için) iki eliyle başına vurmaya başladı. Sonra şöyle dedi: “Ey Irak halkı! Benim Allah ve Peygamberinin adına yalan söyleyip cehennem ateşini satın alacağımı zannediyor musunuz? Peygamber’den duyduğum o şeyi benden duyun (yani duyduğumu size naklediyorum) Peygamber’in şöyle buyurduğunu duydum. “Her peygamberin bir haremi vardır; benim haremim de Medine’dir. Kim orada bir olay çıkarırsa, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah’ı şahit tutuyorum ki, Ali Medine’de olay çıkardı.” (O, bu sözüyle, halkı Hz. Ali’ye lanet etmeye davet etti.)

Muaviye bunu (yani Ebu Hureyra’nin hem de Hz. Ali (a.s)’ın hilafet merkezinde kendisine böyle bir hizmette bulunduğunu) duyunca, onu çağırtıp hediyeler verdi ve onu Medine’nin valisi yaptı. Daha öncede bahsettiğimiz gibi Ebu Hureyra Muaviye’nin hadisçisi idi ve onun görevi Muaviye’nin sünnetine uygun hadisler uydurmaktı. Ebu Hureyra da Muaviye gibi gerçekte hiçbir zaman Müslüman olmadı. Ona merdut diyebiliriz.

Muaviye’nin hoşuna gitmesi için, Hz. Ali gibi; insanların en faziletlisi, en kâmili ve en şereflisi olan biri hakkında, böyle konuşan bir adam, birkaç gün Resulullah (s.a.a)’in sahabesi oldu diye ehli sünnet kardeşlerimizin Ebu Hureyra’ye bu kadar çok bağlanmalarını gerektirmez.

Ebu Hüreyra’nın merdutluğuna başka delillerde vardır. Bu delillerden birisi şudur: Kim Hz. Peygamber (s.a.a)’e sebbederse (kötü söz söylerse), o her iki fırkaya (alevi ve Sünni) göre, kesinlikle melun, merdut ve ateş ehlidir.

Hakim-i Nişaburi “Müstedrek”in 3. cildinin 124. sayfasında, imam Ahmed bin Hanbel “Müsned”de, Taberani “Evset”te, Şafii Fakihi İbn-i Meğazili “Menakıb”ta, Muttaki Hindi “Kenz’ul- Ummal”ın 6. cildinin 153. sayfasında, Şeyh’ul- İslam Himvini “Feraid”de, İbn-i Hacer-i Mekki “Savaik”in 74. ve 75. sayfalarında, Süleyman Belhi el-Hanefi “Yenabi’ul- Meveddet”te, Celalettin Süyuti “Tarih’ul- Hulefa”nın 116. sayfasında, imam Ebu Abdurrahman Nesai “Hasais’ul- Aleviyye”de ve hatta Ebu Hureyra’nın kendisi bile Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu naklediyorlar:

“Ali Kuran’ladır ve Kuran da Ali iledir. Bunlar havuzun başında bana gelinceye kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar. Ali bendendir, ben de Ali’denim. Kim ona sebbederse (kötü söz söylerse), şüphesiz bana sebbetmiştir ve kim bana sebbederse, şüphesiz Allah’a sebbetmiştir.”

Ebu Hüreyra, mevlamız Emir’ul- Müminin Hz. Ali (a.s)’a sebb ve lanet edenlerden birisidir. O, sahte hadisler uydurarak halkı da, Hz. Ali (a.s)’a sebbetmeye zorluyordu!!

Bir başka delil şudur: Taberi, İbn-i Esir, İbn-i Ebi’l- Hadid, Allame Semhudi, İbn-i Haldun, İbn-i Hallakan, vs..ehli sunnet tarihçileri şöyle yazarlar: Muaviye bin Ebi Süfyan, hunhar ve zalim Busr bin Ertat’ı Yemenlileri ve Mevlamız Emir’ul- Mümininin taraftarlarını katletmesi için 4. bin Şamlı savaşçıyla beraber Medine yolundan harekete geçirdi. Onlar, Medine, Mekke, Tâif, Tebale (Tehame bölgesinde bir şehir), Necran, Erhab kabilesi (Hemdan kabilelerinden biri), Sen’a ve Hazar Mevt’ta akıl almaz katliamlar yaptılar. Ben-i Haşim ve Emir’ul- Mümininin taraftarlarını yaşlı-genç demeden kılıçtan geçirdiler. Hatta Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in amcası Abbas’ın oğlu ve Yemen valisi Ubeydullah’ın çocuklarına bile rahmet etmeyip başlarını kestiler. O melunun emriyle öldürülenlerin sayısını 30 binin üzerinde yazmışlardır!!

Emevi ve onların takipçilerinin bu amelleri insanı pek şaşırtmıyor. Çünkü onlar böyle şeyleri devamlı yapıyorlardı. İnsanı şaşırtan şey, ehli sünnetin başının üzerinde tuttuğu Ebu Hüreyra’nın de, Busr bin Ertat’la birlikte bu sefere çıkıp onun feci katliamlarını görmesi ve orada bulunmasıdır.

Özellikle, Cabir bin Abdullah Ensari, Ebu Eyyub Ensari ve diğer birçok sahabelerin olduğu Medine-i Münevvere’nin savunmasız ve günahsız halkına yapılan zulümleri kendi gözleriyle görüyordu. Sahabeler korkularından ya Medine’den kaçmış ya da evlere saklanmışlardı. Ebu Eyyub Ensari gibi Resulullah (s.a.a)’in has sahabelerinin evlerini yakıyorlardı. Ebu Hüreyra, bütün bunlara ses çıkarmadığı gibi, yeri geldiğinde bu zulümlere yardımcı da oluyordu.

Medine’deki katliamlardan sonra, bu zulüm ordusu Mekke’ye doğru hareket ederken, Ebu Hüreyra orada onların vekili olarak kaldı. Daha sonra Muaviye, onun bu hizmetleri ve Ebu Busr’a yaptığı yardımları karşılığında onu Medine’ye vali tayin etti.

Allame Semhudi “Tarih’ul- Medine”de, Ahmed bin Hanbel’in “Müsned”de, Sibt bin Cevzi’nin “Tezkire”nin 163. sayfasında ve daha başka alimlerin Resul-u Ekrem (s.a.a)’den naklettikleri şu meşhur hadis; ebu Hureyra’nın gerçekte hak ettiği sıfatı anlatmaktadır:

“Kim Medine halkını zulümle korkutursa, Allah da onu korkutacaktır; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun; kıyamet günü, Allah Teala, ondan hiçbir şeyi kabul etmeyecektir. -Benim Medine’mi korkutana Allah’ın laneti olsun- Kim Medine halkına kötü kasıtta bulunursa, Allah Teala onu, kurşunun ateşte eridiği gibi eritecektir.”

Durum bu iken, Medinelileri korkutup onca zulüm yapan bir orduya nasıl katılabiliyor? Ayrıca, sahte hadisler uydurarak Resulullah (s.a.a)’in vasisi, hak halifesi ve pak Ehli Beyt’ine karşı geliyor ve insanları öyle birine sebb ettiriyor ki, ona sebb (küfür) etmeyi Peygamber (s.a.a) kendisine sebb edilmiş sayıyor. Resulullah (s.a.a) adına yalan hadis uyduran böyle birini Allah ve Resulü reddetmez mi?

Ebu Hüreyra’nın merdutluğuna başka delil de Ömer’in onu kırbaçlaması. İbn-i Esir gibi tarihçiler H.K 23. Yılın olaylarında, İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul Belağa”nın (Mısır baskısı) 3. cilt 104. sayfasında ve daha başkaları şöyle naklediyorlar:

H.K 21 yılında halife Ömer Ebu Hüreyra’yı Bahreyn’e vali olarak gönderdi. Ona, Ebu Hüreyra kendisine mal toplayıp bir sürü at aldığı haberini verdiler. Bunun üzerine Ömer onu hicri 23 yılında görevinden aldı. Halifenin yanına gelir gelmez, halife ona: “Ey Allah’ın ve Allah’ın kitabının düşmanı, Allah’ın malını mı çalıyorsun?” diye kızdı. O da; “Asla hırsızlık yapmadım, onlar halkın bana verdiği hediyelerdi” diye cevap verdi.

İbn-i Mes’ud “Tabakat”ın 4. cildinin 90. Sayfasında, İbn-i Hacer Askalani “İsabe”de ve İbn-i Abdurabbih “Ikd’ul- Ferid”in 1. cildinde şöyle yazıyorlar:

Halife Ebu Hüreyra’ya; “Ey Allah’ın düşmanı! Seni Bahreyn’e vali olarak gönderdiğimde ayağında ayakkabın bile yoktu; şimdi asil atların ve 600 bin dinarlık malın olduğunu duydum. Bunları nereden aldın?” diye sordu.

O da cevaben; “Bunlar halkın hediyeleriydi. Onları çalıştırdım, elimdekiler onlardan elde ettiğim kârlardır.” dedi. (sanırım rüşveti ebu hüreyre icat etti)

Ömer yerinden kalkıp onu o kadar kırbaçladı ki sırtından kan akmaya başladı. Sonra, Bahreyn’de biriktirdiklerinden 10 bin dinar alıp Beyt’ul- Mal’a vermelerini emretti. Ömer, sadece kendi halifeliği zamanında değil, Resulullah’ın zamanında da Ebu Hüreyra’yı yere düşene kadar dövdü.

Bu olayı Müslim “Sahih”in 1. cildinin, 34. sayfasında nakletmiştir. İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul Belağa”nın 1. cilt, 360. sayfasının ilk başında şöyle yazıyor:

“Ebu Cafer İskafi (Mutezli şeyhi) diyor ki; Şeyhlerimiz Ebu Hüreyra’yı (akli yönden) sakıncalı bulup onun hadislerini kabul etmiyorlar. Ömer onu kamçılayarak dedi ki; “Hadis nakletmekte çok ileri gittin. Zaten sana Peygamber’in adına yalan uydurmak yakışır!”

İbn-i Asakir “Tarih-i Kebir”de, Muttaki “Kenz’ul- Ummal”ın 239. sayfasında şöyle naklediyorlar: Halife Ömer onu kırbaçlayıp dövdü. Resulullah (s.a.a.)’dan hadis nakletmesine engel olarak dedi ki: “Peygamber’den çok hadis naklediyorsun. Ondan taraf yalan söylemeye layıksın (yani senin gibi şahsiyetsiz biri Peygamber’in adına yalan söyler ancak.) Peygamber’den hadis nakletmeği terk etmelisin. Yoksa seni ya Devs’a (18) gönderirim ya da Buzinelerin (19) yanına.

Yine İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-i Nehc’ul- Belağa”nın 1. cildinin 360. sayfasında (Mısır baskısı) Üstadı imam Ebu Cafer İskafi’den şöyle naklediyor: “Emir’ul- Mü’minin Hz. Ali (a.s.) şöyle buyuruyor: “Bilin ki! İnsanların (veya Yaşayanların) en yalancısı, Resulullah (s.a.a.)’in adına en çok yalan söyleyen Devslu Ebu Hüreyra’dır.”

İbn-i Kutaybe “Te’vil’ul- Muhtelif’il- Hadis”te, Hakim “Müstedrek”in 3. cildinde, Zehebi “Telhis’ul- Müstedrek”te, Müslim “Sahih-i Müslim” diye meşhur olan kıtabının ikinci cildinin “Fezail-u Ebu Hüreyra” bölümünde diyorlar ki; Ayşe onu defalarca reddederek şöyle diyordu: “Ebu Hüreyra çok yalan söylüyor; o, Resulullah’ın adına bir sürü yalan hadis uydurmuştur.”

. Ebu Hureyra’yı yalnızca biz Aleviler reddetmedik. Onun hadislerini kabul etmememizin nedenleri yalancı ve melun biri olmasıdır. Halife Ömer, Mevlamız Emir’ul- Müminin, Ayşe, sahabe ve tabiin de onu reddetmişlerdir.

Mutezile’nin şeyh ve âlimleri ve Hanefi’lerin geneli, Ebu Hureyra’nın hadislerini kabul etmiyorlar. Senedi, Ebu Hureyra’ya dayanan hadisleri batıl biliyorlar. Nevevi, Sahih-i Müslim’in şerhinde, özellikle 4. ciltte bu konuyu genişçe ele alıyor. Hanefi mezhebinin imamı olan imam A’zam Ebu Hanife şöyle diyor:

“Resulullah’ın sahabeleri genelde güvenilir ve adil idiler. Ben onların hepsinden senedi kime dayanırsa dayansın hadis kabul ediyorum. Ama senetleri Ebu Hureyra’ya, Enes bin Malik’e ve Semuret bin Cundeb’e dayanan hadisleri kabul etmiyorum.”

.Ebu Hüreyra’nın reddedilmişliğine dair güneşten daha aydın birçok deliller vardır. Bunu ehli sünnetin büyük âlimleri de tasdik etmişlerdir. Onun reddedilmiş (mer dut) olduğuna dair delillerden birisi, Resulullah (s.a.a)’in diliyle lanetlenmiş Muaviye bin Ebi Süfyan’ın, münafıkların ve ikiyüzlülerin yanında yer almasıdır. Çünkü Sıffin’de namazları Emir’ul- Müminin Hz. Ali (a.s)’ın peşinde kıldığı halde, Muaviye’nin yağlı sofrasının başından da eksik olmuyordu. Zemahşeri “Rebi’ul- Ebrar”da, İbn-i Ebi’l- Hadid “Şerh-u Nehc’ul- Belağa”da ve daha başkaları şöyle naklediyorlar:

Ondan bu iki farklı hareketinin sebebi sorulduğu zaman şöyle diyordu: “Muaviye’nin muzeyresi (20)ve yemeği daha yağlıdır, Ali’nin arkasında namaz kılmak ise efdaldır” Bu yüzden Ebu Hüreyra “Şeyh’ul- Muzeyre” diye meşhur olmuştur.

İbn-i Hacer “İsabe”de, İbn-i Abdulbirr “İstiab”da Ebu Hüreyra’nın kendisinden Resulullah (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu naklediyorlar:

“Benim adıma yalan söyleyenler çoğaldılar. Kim bilerek benim adıma yalan söylerse onun yeri cehennem ateşidir. Ne zaman benden size bir hadis gelirse, onu Kuran’la karşılaştırın.” (Yani Kuran’a uyarsa kabul edin, uymazsa reddedin.)

Ebu Hureyra böyle bir kişiliğe sahipti Hz. Peygamberden yalan hadisler rivayet ediyor. Hz. Ali’ye seb ediyor ve ettiriyor. Ve ehli sünnet cemaati camilerinde verdikleri hutbelerde Ebu Hüreyra’nın hadislerini eksik etmiyorlar.

Allah’ın ipine tutunanlara selam olsun.


- - - - - -- - - -- -- -

1-İbin hazm’ın, Esmeu el-sahabetü er-revêt veme likülli vehid minel aded, seyyid küsrevi tahkiki, s.57.

2-İbin sa’d’in tabakatı, 5/140, kasım ıbin Muhammed bin ebu bekir’in tecümesi.

3-Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.44.

4-İbin hazm’ın, Milel vennihel, 3/61 de.

5- Mütedrek el-hakem, 1/102 ve sahihi. Sünen ed-deramiy, 1/85. tezkiratul hifaz, 1/524. sünen ibin meca, 1/12. camiul beyan el- ilm, 2/120.

6- Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.56.

7-Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.44.

8-İbin hazm’ın, Milel vennihel, 3/60 ta.

9-Müstedrek c.3 s.126-127. usd’ul ğabe c.4 s.22. tezkiret’ul havas s.47-48.

10- Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.143.

11- Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.170.

12-Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.74.

13- Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.54.

14-Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.47.

15-İbn-i Saad’ın “Tabakat”tında, İbn-i Hacer’in “İsabe”sinde ve Ehl-i Sünnetin diğer alimlerinin muteber kitaplarında Ebu Hüreyra’nın Hayber’in fethinde Müslüman olduğu yazılıdır. Buhari’nin rivayetine göre (Sahih-i Buhari’nin “Alamat’un- Nübüvvet’i fi’l- İslam” babında) Ebu Hüreyra, Resulullah (s.a.a) ile üç yıldan fazla görüşmeye muvaffak olmamıştır. İbn-i Hacer “İsabe”de, Hakim “Müstedrek”te, İbn-i Abdulbirr “İstiab”da ve daha başkaları şöyle naklediyorlar: “Ebu Hüreyra hicri 57 yılında 78 yaşındayken Akik Vadisi’nde öldü. Cenazesini Medine’ye getirip Baki mezarlığında defnettiler

16- Esmeu el-sahabetü er-revêt, s.37.

17- İbin meğâzili’nin Menekıbi. İhkak’ul hak, 5/501.

18-Devs, Ebu Hüreyra’nın Yemen’deki kabilesidir

19- Buzine, dağlarda yaşayan bir tür maymundur

20- Muzeyre; Sütten yapılmış olan bir tür yemeğin ismidir. Bu yemek Muaviye’ye mahsustu.






 

Comments (0)

 

Kitap

Bu Kitabı Okudunuz mu?
Reklam
"İslamiyetin Özü Gerçek Alevilik" bu kitap Aleviliğin ne olduğunu, nasıl bir inanç olduğunu, kısa ve öz bir şekilde anlatacak ve Alevi kardeşlerimizin kendi inançlarını anlamalarına yardımcı olacaktır.

Facebookta Paylaş

Sayfayı Facebookta Paylaşın

Arkadaşına Tavsiye Et

Aleviyyun.com © 2009 Arap Alevi Bilgilendirme Sitesi