Hz. Ali (a.s) Buyurdu ki:

Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.
Hz. Ali -
Geçmiş Peygamberler Döneminde Ehl-i Beyt PDF Yazdır e-Posta
Ender Dağ tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 05 Ağustos 2009 14:50

Hz. Muhammed (s.a.a) birçok hadisinde Ehl-i Beyt’ini övmüş ve ümmetinin kendisinden sonra Ehl-i Beyt'e tutunmalarını emretmiştir. Bu hadislerin içerisinde en önemlisi olan ve Ehl-i Beyt’in önemini gösteren hadisinde şöyle buyurmuştu: "Benim Ehl-i Beyt'imin aranızdaki misali, Nuh'un gemisi gibidir, ona binen kurtuldu, binmeyen ise boğulup gitti". (1)

Ama ne yazık ki peygamberin dünyadan göç etmesiyle ümmetinin Ehl-i Beytten uzaklaşması bir olmuştur. Oysa Ehl-i Beyt geçmiş dönemlerde geçmiş peygamberler zamanında faziletleri bilinmekteydi. Hatta peygamberler bile Ehl-i Beyt’e tevessül edip Allah (cc)’a dua ederlerdi.

Verdiğimiz hadiste okuduğunuz gibi Hz. Muhammed (s.a.a) Ehl-i Beyt’i Nuh (as)’un gemisine benzetmiştir. Çoğu kişinin bildiği gibi Nuh’un (as)’un kıssası şöyleydi: “Nuh (as) ümmetini 950 yıl imana davet eder ama çok az kişi ona tabi olur. Allah (cc) Nuh (as)’a vahi eder: kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) inanmayacak” ve ardından Allah (cc) Nuh (as)’a bir gemi inşa etmesini söyler. Gemiyi inşa eden Hz. Nuh (as) gemiye sadece ona inananları alır. Yağmur yağmaya başladığında ve yeryüzü sularla gömüldüğünde sadece Nuh (as)’un gemisindekiler hayatta kalır geri kalan herkes boğulur.” Kısaca değindiğimiz bu olayda peygamber bizlere şunu söylemek istemekte; Ehl-i Beyt (as) Nuh (as)’un gemisi gibi insanları boğulmaktan kurtarır. Ehl-i Beyt’e tabi olanlar kurtuluşa erer, tabi olmayanlar ise boğulup helak olurlar. Peki, neden peygamberimiz Ehl-i Beyt’i Nuh (as)’un gemisine benzetti? Birincisi Nuh (as) gemisi tufandan sonra hayatta kalan insanları taşıyan gemiydi. Gemiye binmeyen herkes helak oldu, yani boğuldu. Bu nedenle aynı akibete kendi ümmetinin de uğramaması için peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) ümmetine Ehl-i Beyte tutunmalarını emretti. Çünkü ancak Ehl-i Beyt’in onları kurtuluşa götürebilirdi. İnsanlar Nuh dönemindeki gibi seçim yaptılar. Kimisi gemiye bindi, yani Ehl-i Beyt’e tutundu. Kimisi ise gemiye binmeyerek (Ehl-i Beyt’e tutunmayarak) helak oldu ya da olacak.

1951 yılında Sovyetler Birliğinden eski eserler uzmanları Cudi Dağı’nın Kaf vadisinde araştırma yaparken eski ve çürümüş tahta parçalarına rastlamışlar. Bu parçaların bulunması, araştırmaların daha geniş yürütülmesini sağlamıştır. Bu da daha çok eski parçalara rastlanmasına sebep olmuştur. Bulmuş oldukları bu parçaların arasında14 ikde uzunluğunda ve 10 ikde genişliğinde hiç değişmemiş ve çürümemiş bir tahtanın olması araştırmacıları dehşete düşürmüştür. Çünkü bulunan bütün tahta parçalarından yalnız bu tahta parçası hiç çürümeden sağlam bir vaziyette kalmıştır. 1952 senesinde araştırmacılar buradaki araştırmalarını bitirdikten sonra buldukları tahta parçalarının ve sağlam kalmış tahta levhanın Hz. Nuh’un gemisine ait olduğunu saptamışlardır. 1953’te Sovyetler Birliği’nde eski diller uzmanlarından 7 kişilik bir heyet kurulmuştur. Bunlar:

1-Sulenav: Moskova fakültesi eski diller uzmanı

2-İfe Han Hunyu: Çin Lukuhan fakültesinin eski diller uzmanı

3-Mişatin Lu: Eski eserler müdürü

4- Fen Mul Karf: Kifanza fakültesi eski diller üstadı

5- Dirakn: Lenin Üni. Eski eserler üstadı

6-Eym İhmad Külad: Keşif ve araştırmalar müdürü

7- Micar Kültüf: Stalin Fakültesi Başkanı.

Adları geçen eski dil ve eserler uzmanlarından kurulan bu heyet sözü edilen levha üzerinde 8 ay süren bir inceleme yapmışlardır. Neticede bu levhanın Hz. Nuh’un gemisine ait olduğu, Hz. Nuh’un bu levhayı, levha üzerine yazılan adlar bereketinde koruyucu olarak gemisinde bırakmış olduğu öğrenilmiştir.

Bu heyetin levha üzerinde yapmış olduğu incelemelerden sonra üzerindeki yazının “Samani” lügatı ile yazıldığı belirlenmiştir. Bu yazıyı Manchester Üniversitesinden eski diller uzmanı İyf Maks İngilizceye çevirmiştir. Levha Moskova’nın eski eserler müzesindedir. Yazının İngilizce ve Türkçe karşılığı şöyledir:

-O My God my hepler: Ey Allah’ım ve yardımcım

-Keep my hands with meray and for those hol people: Rahmetin ve keremin hakkı için ve bu Mukaddes İnsanlar Hürmeti için bana yardım et.

-Muhamed : Muhammed : Muhammed

-Alia : İliya : Ali

-Shabber : Şubbar : Hasan

-Shabbir : Şubeyr : Hüseyn

-Fatma : fatıma : fatıma

They are all biggest and honourables : Bunların hepsi muazzam ve mükerrem kişilerdir.

They World established fort hem : Alem bunlar için kaimdir.

-Help me by their name : Onların adına bana yardım et.

You can reform to rights: Doğru yola yöneltebilecek yalnız sensin.

Bu yazının İngilizce ve arapça karşılığı şöyledir:

يا إلهي ويا معيني O my God. My helper

برحمتك وكرمك ساعدني Keep my hands with merey

ولأجل هذه النفوس المقدسة(عليه السلام)nd with your holy bodies

محمد Mohamed

إيليا alia

شبر Shabba

شبير Shabbir

فاطمة fatma

الذين جمعيهم عظماء ومكرمون They are all biggest and honourales

العالم قائم لأجلهم The world established for them

ساعدني لأجل أسمائهم Help me by their names

أنت فقط تستطيع أن توجهني نحو الطريق المستقيم You can reform to Right


İşte olayın kanıtları.

1- İliya Kitabı, Rakam: 42 Dar'ül Mearif'ül İslamiyye, Lahur Pakistan Bas.

2- Dr. Salahattin el-Hüseyni "Sebil'ül Müstabsirin iles Sırat'ul Müstakim ve Sefinet'ün Nacin" S.264-266

3- Hakim Seyyid Mahmud Keylani "İliya Merkez Necat Edyan'ül Alem"

4- Weekly Mirror dergisi, İngiltere 1953 yılı, 28. Sayı

5- Britania Star, Yıl: 1954 İngiltere

6- Sunlight, Dergisi Mancester 23. Sayı 1954 yılı.

7- Weekly Mirror, Londra 1 Şubat 1954 Sayısı.

8- el-Hüda Dergisi- Kahire Mısır 3 Mart 1954 Sayısı.

9-  Irak Necef el eşraf dergisi- 1985


Sağlam bulunan Tahtanın üzerinde olan şekiller:





Bu geminin uzaydan fotoğrafı






Araştırmacıların bulduğu bu yazıdan anladığımız peygamberin Ehlibeyt hakkında söylediği hadisin tesadüf olmadığıdır. Nitekim Süleyman Peygamber'in (a.s) 1916 Yılında keşfedilen üzerinde Ehl-i Beyt'in (a.s.a) isimlerinin olduğu levha bir o kadar dikkat çekici ve Ehl-i Beyt’in azametinin delilidir.

Birinci dünya savaşı esnasında Beyt'ül Mukaddes'in birkaç kilometre uzağında, Untrah kasabasının yakınında bir yerde siper kazma çalışması yapan Britanyalı (İngiliz) askerleri, etrafı mücevherle kaplı, ortasında altınla nakşedilmiş birtakım harflerin olduğu gümüş bir levha bulurlar.

Kendisine levhanın götürüldüğü komutan Ein Crindal, yabancı ve eski bir dilin kullanıldığı bu yazıyı çözmeyi başaramaz. İngiliz askeri kuvvetlerinin başkanı Liltonand ve komutan Gladstone levhayı, eski eser uzmanlarına gönderir. 1918 yılında birinci paylaşım savaşının bitiminden sonra, aralarında birçok devletten eski dil ve eser uzmanlarının yer aldığı uzman komisyon, levhanın üzerindeki simgelerin anlamını ortaya çıkarmaya çalışır. Komisyonun tercümeyi yaparak sonucu bildirmesi, birçok ay sonra, ancak 3 Ocak 1920'de gerçekleşmiş olup, levhadan elde edilen bilgiler, bunun Süleyman'ın Kutsal Levhası olduğuna işaret etmiştir. Levhada yer alan yazıların tercümesi aşağıdaki gibidir:

---------

Ey Ahmed! Kurtar Beni,

Ey Ali! Bana Yardım Et,

Ey Betül! Senin Riayetinle, (riayetini esirgeme)

Ey Hasan! Kerametinle,

Ey Hüseyin! Koru Beni,

Bu Süleyman ki, bu 5 azimden (evliyadan) yardım istemekte,

Ve Allah'ın Kudreti ile...

---------


الله Allah

أحمد آيلي Ahmed Ayli

باهتول Bahtol

حاسن حاسين Haasan Haasain

ياه أحمد ! مقذا = اي!يا أحمد أغثني O Ahmed Help Me

ياه ايلي ! انصطاه = اي يا علي ! اعني O Ayli assist me

ياه باهتول ! كاشئ = اي يا بتول ! برعايتك O Bahtol show mercy on me

ياه حاسن ! ضومظع = اي يا حسن ! بكرمك O Haasan do favor on me

ياه حاسين ! بارفو = اي يا حسين ! أحسن O Haasain do good to me

امو سليمان صوه عئخب زالهلاد اقتا اي = اي هذا سليمان يستغيث بالخمسة العظماء(الاولياء) this Solomon desires help through five grand saints

بذات الله كم ايلي = اي على قدرة الله


Kaynaklar:

Wonderful stories of Islam, Basım Yeri: Londra, Sayfa: 249

Magazine Al-Islam, published in Delhi 1927

Magazine Muslim Cronical published in London 1926

Ali and Prophets, translated to Persian and Arabic from Urdu, author Hakim Sialkoti

En başa, Âdem (a.s) dönemine gittiğimizde de yine Ehl-i Beyt ile karşılaşıyoruz. Âdem (a.s) cennetten kovulduğunda bazı kelimeler telakki eder. Allah (c.c) Bakara süresinin 30-39. ayetlerde Âdem (a.s) den bahsetmiş 37. ayette “Bu ara Âdem Rabbinden bir takım kelimeler belleyip O’na yalvardı. O da tövbesini kabul buyurup ona yine baktı. Gerçekten tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak O’dur.” Bu kelimeleri söyledikten sonra Allah (c.c) Âdem’i (a.s) affeder. İşte bu kelimeler de Ehl-i Beyt (a.s) isimleridir. İbn-i Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Âdem, tövbesinin kabul edilmesi için Rabbinden bazı  kelimeler telakki ettiğinde, Muhammed, Ali, Fatma, Hasan ve Hüseyin hakkı için tövbesinin kabul edilmesini dilemişti.” Yenabiul mevedde(Sayfa: 238-239) ayrıca altı parmak peygamberler tarihi Kitabında: “Bir zaman geldi ki Adem (as) cennetten çıkarıldı, üç yüz yıl devamlı ağladı. Bir gün gaipten bir ses gelip bu isimleri hatırlattı. O zaman Adem (as) ellerini kaldırıp şöyle dua etti:

"Ey Mahmud, ey Aliyyül A'la, ey Fâtır, ey Muhsin ve ey Minkel İhsan, Muhammed (s.a.a) hürmeti için, Ali hürmeti için, Fatımâ hürmeti için, Hasan hürmeti için ve Hüseyin hürmeti için beni affet ve tövbemi kabul eyle"

O zaman Hak Teâlâ buyurdu ki: "Ey Adem, bu beş kimsenin hürmeti için kıyamete kadar gelecek olan evladının günahlarının affını isteseydin bu saydığın isimlerin hatırı için af ederdim" (Muinuddin Muhammed Emin Hirevi "Mearic'ün Nübüvve (Altıparmak Peygamberler Tarihi) S.224)

Geçmiş tüm peygamberlerin Ehl-i Bey’te tevessül etmeleri, peygamberin kendisinden sonra Ehl-i Beyt’e tabi olmamızı emretmesi şüphesiz kendi iyiliğimiz içindir. Çünkü necat (kurtuluş) ancak Ehl-i Beyt’le olur. Ehl-i Beyt’e tutunarak kurtuluşa ermek isteyen erebilir; ama Ehl-i Beyt dışında insanlar, kendilerine başka kurtuluş yolları ararsa hiç şüphesiz bulacakları şey sadece hüsrandır.


Dipnot:

1- Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 151, Nezm-i Dürer-üs Simtayn Zendi'nin s. 235, Yenabi-ül Meveddet s. 27, 208, Sevaik-ül Muhrika s. 184, 234, Tarih-ül Hulefa Suyuti'nin, İs'af-ür Rağibin Sabban Şafii'nin s. 109, Feraid-üs Simtayn c. 2 s. 146, 519, Mecme-üz Zevaid Haysemi Şafii'nin c. 9 s. 168, Mucem-üs Sağir Tebarani'nin c. 2 s. 22, Zehair-ül Ukba Taberi Şafii'nin s. 20, Hilyet-ül Evliya c. 4 s. 306, Cami-üs Sağir Suyuti'nin c. 2 s. 132, Müstedrek-üs Sahihayn c. 2 s. 343, Nur-ül Ebsar Şeblenci'nin s. 104 vs.



Comments (0)

 

Kitap

Bu Kitabı Okudunuz mu?
Reklam
"İslamiyetin Özü Gerçek Alevilik" bu kitap Aleviliğin ne olduğunu, nasıl bir inanç olduğunu, kısa ve öz bir şekilde anlatacak ve Alevi kardeşlerimizin kendi inançlarını anlamalarına yardımcı olacaktır.

Facebookta Paylaş

Sayfayı Facebookta Paylaşın

Arkadaşına Tavsiye Et

Aleviyyun.com © 2009 Arap Alevi Bilgilendirme Sitesi