Hz. Ali (a.s) Buyurdu ki:

B├╝y├╝k g├╝nahlar─▒n kefareti, zulme d├╝┼č├╝nlere yard─▒m etmek, acze d├╝┼č├╝nleri ferahland─▒rmakt─▒r.
Hz. Ali -
Mufaddal Bin ├ľmer (ra)ÔÇÖin Tevhid RisalesiÔÇÖden... PDF Yazd─▒r e-Posta
Administrator taraf─▒ndan yaz─▒ld─▒.   

Bu risale insan─▒n ve evrenin yarad─▒l─▒┼č─▒, Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n ispat─▒, OÔÇÖnun ilim, kudret ve hikmeti gibi konularda ├žok de─čerli bilgiler i├žeren bir eserdir; ─░mam Sad─▒k bunlar─▒ d├Ârt oturumda MufaddalÔÇÖa anlatm─▒┼č, o da ─░mamÔÇÖ─▒n m├╝saadesiyle bunlar─▒ yaz─▒p bir araya getirmi┼čtir.

Allame Meclisi ve di─čer baz─▒ b├╝y├╝k alimler taraf─▒ndan terc├╝me edilip bas─▒lan bu de─čerli eser her kesimden insan i├žin fevkalade faydal─▒ olup Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n ayet ve hikmetleri ├╝zerinde tefekk├╝r edip ÔÇťtevhidÔÇŁe kafa yoran herkes i├žin faydal─▒ olabilecek ve zevkle m├╝talla edilecek bir eserdir.

Seyyid b. Tavus, ÔÇŁKe┼čfÔÇÖul MuhacceÔÇŁ adl─▒ eserinde (s.9) o─čluna bu kitab─▒ m├╝talaa etmesini tavsiye etmekte ve bir ba┼čka yerde de ÔÇťYolculu─ča ├ž─▒kan kimsenin mutlaka yan─▒nda bulundurmas─▒ gereken kitaplardan biri MufaddalÔÇÖ─▒n TevhidÔÇÖidirÔÇŁ demektedir. (Aman-ul Aktar s:78)

Bu de─čerli eseri k─▒saca tan─▒tt─▒ktan sonra baz─▒ b├Âl├╝mlerinden ├Âzetle iktibasta bulunmam─▒z─▒n faydal─▒ olaca─č─▒ inanc─▒nday─▒z:

─░mam Cafer es-Sad─▒k (as)ÔÇÖ─▒n ashab─▒ndan olan Mufaddal bin ├ľmer ┼č├Âyle anlat─▒yor :
ÔÇťÔÇŽ Bir gurup vakti Mescid├╝nnebiÔÇÖde oturmu┼č hz. ResulullahÔÇÖ─▒n (s.a.a) b├╝y├╝kl├╝─č├╝n├╝ d├╝┼č├╝n├╝yor ve Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n ona ne kadar b├╝y├╝k bir onur, izzet ve iftihar nasib┬á etmi┼č oldu─ču ├╝zerinde tefekk├╝r ediyordum. Bu s─▒rada, o zaman─▒n ├╝nl├╝ ateistlerinden olan ─░bni Ebil Avc├ó mescide girip, sesini duyabilece─čim bir yerde yak─▒n─▒ma oturdu. ├çok ge├žmeden arkada┼člar─▒ndan biri ├ž─▒kageldi ve onun yan─▒na oturdu. ─░kisi de, hz. ResulullahÔÇÖla (s.a.a) ilgili ┼čeyler konu┼čtular. Bu konu┼čman─▒n ard─▒ndan, s├Âz evrenden ve yarat─▒l─▒┼čtan a├ž─▒ld─▒; evrenin hi├žbir yarat─▒c─▒s─▒ olmad─▒─č─▒n─▒, do─čada her ┼čeyin kendili─činden meydana geldi─čini ve bunun ├Âteden beri b├Âyle gelmi┼č ve b├Âyle de gidecek oldu─čunu s├Âylediler!

AllahÔÇÖ─▒n rahmetinden uzak kalm─▒┼č bu iki ki┼činin sa├žmal─▒klar─▒n─▒ duyunca kendime hakim olamay─▒p ÔÇťEy AllahÔÇÖ─▒n d├╝┼čmanlar─▒!ÔÇŁ diye hayk─▒rd─▒m, ÔÇťSizi en iyi ┼čekilde yaratan ve ├že┼čitli evrelerden ge├žirerek ┼čimdiki halinize gelmenizi sa─člayan Rabbinizi inkar edip dinden ├ž─▒kt─▒n─▒z ve z─▒nd─▒k oldunuz! Biraz olsun kendi yarad─▒l─▒┼č─▒n─▒za bakar ve duyum ve hislerinize kulak verirseniz Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n say─▒s─▒z delillerini bizzat kendi varl─▒─č─▒n─▒zda g├Ârecek, OÔÇÖnun kudret, ilim ve hikmetinin delillerinin kendi varl─▒─č─▒n─▒zda bulundu─čunun fark─▒na varacaks─▒n─▒z!

─░bni Ebil Avca ÔÇťBehey adam!ÔÇŁ dedi, ÔÇťE─čer sen kelamc─▒lardan (├že┼čitli inan├žlar konusunda bilgili olup iyi tart─▒┼čabilenlerden) isen seninle onlar─▒n y├Ântemiyle konu┼čurum, bu durumda bizi ikna edersen sana uyar, dedi─čini yapar─▒z; e─čer onlardan de─čilsen seninle muhatap olmam─▒z─▒n bir faydas─▒ yok!

Ama, e─čer Cafer bin Muhammed Sad─▒kÔÇÖ─▒n (a.s) izleyicilerinden isen bilesin ki o bizimle asla b├Âyle konu┼čmaz ve bu ┼čekilde hakaret etmez bize! Senin bu duyduklar─▒n─▒ defalarca bizden duymu┼č, ama bize asla hakaret etmemi┼č ve cevab─▒m─▒z─▒ verirken haddi a┼čmam─▒┼čt─▒r oÔÇŽO sakin, sab─▒rl─▒, metin ve pek ak─▒ll─▒d─▒r, asla ├Âfke ve k─▒zg─▒nl─▒─ča kap─▒lmaz, asla kontrol├╝n├╝ kaybetmez!.. Bizim s├Âzlerimizi ve delillerimizi sab─▒rla dinler; akl─▒m─▒za gelen her ┼čeyi s├Âyleriz ve tam onu altetti─čimizi sand─▒─č─▒m─▒z bir s─▒rada k─▒sa bir cevap ve az bir s├Âzle bizim b├╝t├╝n delillerimizi ├ž├╝r├╝t├╝p inand─▒─č─▒ ger├že─či bize ispatlar ve ona verecek cevap bulamay─▒z. ┼×imdi, e─čer onun ashab─▒ndan isen ona yara┼č─▒r ┼čekilde konu┼č bizimle!

├ťzg├╝n bir ┼čekilde camiden ayr─▒ld─▒m; ─░slam ve M├╝sl├╝manlar─▒n bu dinsiz ve z─▒nd─▒klar─▒n zihinlerde yaratt─▒─č─▒ ┼č├╝phelerden ne zararlar ├žekti─čini d├╝┼č├╝n├╝yor, kendi yarat─▒c─▒lar─▒n─▒ inkar etmelerine i├žerliyordum. ├çok sevdi─čim ─░mam Sad─▒k hazretlerini (a.s) ziyarete gittim, beni g├Âr├╝r g├Ârmez ÔÇťNeyin var?ÔÇŁ diye sordu, o ateistlerden duyduklar─▒m─▒ anlatt─▒m. ┼×├Âyle buyurdu:

ÔÇťD├╝nyan─▒n, hayvanlar─▒n, y─▒rt─▒c─▒lar─▒n, b├Âceklerin, ku┼člar─▒n; insandan d├Ârtayakl─▒lara var─▒ncaya kadar b├╝t├╝n canl─▒lar─▒n, bitkilerin, meyveli ve meyvesiz a─ča├žlar─▒n, yenir ve yenilmez bitkilerin yarad─▒l─▒┼č─▒nda Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n takdir etti─či hikmetlerden bir k─▒sm─▒n─▒ anlataca─č─▒m sana; ibret almak isteyenler bunlardan ibret alacak, m├╝minlerin ilmi ve marifeti art─▒p peki┼čecek, kafirlerle dinsizler ┼ča┼čk─▒nl─▒k i├žinde kalacak, s├Âyleyecek s├Âz bulamayacaklard─▒r, yar─▒n sabah buraya gelÔÇŁ.

Bu b├╝y├╝k bir f─▒rsatt─▒, sevin├žten ne diyece─čimi bilemiyordum, eve gidip sab─▒rs─▒zl─▒kla bekledim, o gece ├žok uzun geldi banaÔÇŽ

1.Oturum


Sabahleyin ─░mamÔÇÖ─▒n (a.s) evine gittim, izin isteyip ayakta bekledim, ─░mamÔÇÖla birlikte bir odaya ge├žtik, oturur oturmaz ÔÇťMufaddal !ÔÇŁ buyurdu, ÔÇťGaliba d├╝n gece bitmeyecekmi┼č gibi gelmi┼č sanaÔÇŽ ÔÇŁ

Hayretle, ÔÇťevet efendimÔÇŁ dedim ve ─░mam (a.s) konu┼čmas─▒na ba┼člad─▒:

ÔÇťEy Mufaddal! ─░lk olarak Allah vard─▒ ve OÔÇÖndan ├Ânce hi├žbir ┼čey yoktu. O b├ókidir ve varl─▒─č─▒n─▒n sonu s─▒n─▒r─▒ yoktur. Hamd ve ├Âvg├╝ sadece OÔÇÖna mahsustur; bize ilham l├╝tfunda bulundu; hamd ve sena OÔÇÖna hast─▒r, ilimlerin en y├╝ce mertebesi ve onurun zirvesini bize l├╝tfetti ve t├╝m yaratt─▒klar─▒ aras─▒nda bizi ilmiyle se├žkin k─▒ld─▒ ve hikmetiyle, bizi onlara ┼čahid k─▒ld─▒.ÔÇŁ

(Mufaddal, s├Âz buraya gelince, bunlar─▒ yazmak i├žin ─░mamÔÇÖdan izin istedi─čini, onun da izin verdi─čini ve kendisinin bunlar─▒ yazd─▒─č─▒n─▒ s├Âyleyerek ─░mamÔÇÖ─▒n (a.s) s├Âzlerini ┼č├Âyle s├╝rd├╝rd├╝─č├╝n├╝ anlat─▒r:

ÔÇťEy Mufaddal! Evrenin yarat─▒c─▒s─▒n─▒n varl─▒─č─▒nda ┼č├╝pheye d├╝┼čenler, kainattaki ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ ger├žeklerden habersizdirler, Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n denizdeki, karadaki ve havadaki mahlukat─▒yla ilgili hikmetlerini idrak etmekten aciz bir zekalar─▒ vard─▒r. Bilgi ve d├╝┼č├╝ncedeki zay─▒fl─▒klar─▒ nedeniyle inkar yoluna gitmi┼č, basiretlerinin zay─▒fl─▒─č─▒ nedeniyle inatla┼čma ve yalanlama hatas─▒na d├╝┼čm├╝┼člerdir. Derken, i┼či inkara kadar vard─▒rm─▒┼č ve mahlukat─▒n belli bir yarat─▒c─▒s─▒ yokturÔÇŁ diyecek raddeye gelmi┼člerdir. ┼×u kainat─▒n belli bir yarat─▒c─▒s─▒ olmad─▒─č─▒ ve olaylar─▒n belli hesap, ├Âl├ž├╝, hikmet ve tedbirlerle vuku bulmad─▒─č─▒ iddias─▒na giri┼čmi┼člerdir.

Y├╝ce Allah, onlar─▒n vas─▒fland─▒rd─▒─č─▒ndan ├žok daha ├Âte ve y├╝cedir; Allah onlar─▒ rahmetinden uzak k─▒ls─▒n, bunca a├ž─▒k ve net hakikati b─▒rak─▒p da nerelere gitmekte bunlar?

Sapma, k├Ârl├╝k ve ┼ča┼čk─▒nl─▒kta; t─▒pk─▒ gayet mamur ve dayal─▒ d├Â┼čeli m├╝kemmel bir binadaki k├Ârlere benziyor halleriÔÇŽ En g├╝zel hal─▒lar─▒n d├Â┼čendi─či, akla gelebilecek her nevi yiyecek, i├žecek, giyecek ve k─▒sacas─▒ insano─člunun ihtiya├ž duyabilece─či her ┼čeyin bulundu─ču, her ┼čeyin en do─čru ┼čekilde ve en ince hesaplarla temin edilip yerli yerine konuldu─ču b├Âyle bir binada o k├Ârler dilediklerince dola┼čma serbestisine sahiplerÔÇŽ ─░stedikleri gibi gidip geliyor, ama k├Âr olduklar─▒ i├žin ne odalar─▒ ne de i├žindekileri g├Âremiyorlar ve bilemiyorlarÔÇŽBu arada elleri ayaklar─▒ bir ┼čeye tak─▒lacak olsa; o ┼čey asl─▒nda tam olmas─▒ gereken yere konulmu┼č oldu─ču halde onlar bunu bilmedikleri ve ona hi├žbir ihtiya├žlar─▒ olmad─▒─č─▒n─▒ sand─▒klar─▒ ve onun ne ama├žla orada bulundu─čunu bilmedikleri i├žin, bu cehaletlerinden dolay─▒ sinirlenip binaya da, binay─▒ in┼ča edip d├Â┼čeyene de k├╝fr├╝ bas─▒yorlarÔÇŽ

Evet, kainat─▒n yarat─▒c─▒s─▒n─▒n m├╝kemmel yarat─▒┼č─▒ndan bihaber olup varl─▒k alemindeki muazzam tedbir ve kemali inkar edenler t─▒pk─▒ o k├Ârler gibidir. Zira bu inkarc─▒lar─▒n zekas─▒ yarat─▒lan ┼čeylerin sebep, fayda ve niteli─čini kavray─▒p anlayamad─▒─č─▒ndan bu d├╝nyada ┼ča┼čk─▒n ve cahilce gezinip durmakta; yarad─▒l─▒┼č d├╝zenindeki muazzam tertip, disiplin, sa─člaml─▒k, g├╝zellik ve yerindeli─či idrak edemediklerinden dolay─▒, sebebini bilmedikleri ve neye yarad─▒─č─▒n─▒ anlayamad─▒klar─▒ bir ┼čeyle kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒nda s├Âv├╝p saymakta, inkarc─▒l─▒─ča gitmekte ve o g├╝zellik ve kemali bir hata ve gereksizlik sanmaktad─▒rlar!ÔÇŁ


Ey Mufaddal! Allah Teala'n─▒n varl─▒─č─▒na ilk delil, bu alem ve onun par├žalar─▒n─▒n aras─▒nda olan nizam ve d├╝zendir. E─čer sen iyice teemm├╝l etsen ve akl─▒nla iyice incelemeye tabi tutsan, bu alemin, kullar─▒n b├╝t├╝n ihtiya├žlar─▒n─▒n i├žinde haz─▒rlanm─▒┼č oldu─ču kurulu bir ev gibi oldu─čunu g├Âr├╝rs├╝n. ┼×u y├╝celen g├Âk bir evin tavan─▒ gibidir, yay─▒lm─▒┼č olan bu yer evdeki yayg─▒ yerindedir, ┼ču dizilmi┼č y─▒ld─▒zlar, evdeki lambalar mesabesindedir ve onda gizlenen maden ve cevherler, saklanan hazineler yerindedir. Ondaki her ┼čeyin bir sebep ve hikmeti olup, her ┼čey kendi i┼čini g├Ârmekle me┼čguld├╝r. ─░nsan ise, o evin m├╝lkiyeti ve kullanma yetkisi kendine devredilen kimsedir. ├çe┼čitli bitkileri ve meyveleri onun ihtiyac─▒n─▒ kar┼č─▒lamak i├žin haz─▒rlanm─▒┼čt─▒r. T├╝rl├╝ t├╝rl├╝ hayvanlar ona yarar sa─člamak i├žin ├žal─▒┼čmaktad─▒r. ─░┼čte bu, alemin taktir, hikmet ve uygun d├╝zen ├╝zere yarat─▒lm─▒┼č oldu─čuna, yarat─▒c─▒s─▒n─▒n birli─čine ve onun bu d├╝zeni kurdu─čuna delalet eden en a├ž─▒k delildir.....



Ey Mufaddal! Bedenin organlar─▒ ve onlardan her birinin belli bir ihtiyac─▒ kar┼č─▒lamak i├žin yarat─▒ld─▒─č─▒ ├╝zerinde d├╝┼č├╝n. Eller ├žal─▒┼čmak i├žin, ayaklar hareket i├žin, g├Âzler yol bulmak i├žin, a─č─▒z g─▒da almak i├žin, mide yeme─či hazmetmek i├žin, ci─čer ay─▒klama i├žin, bedendeki ├ž─▒k─▒┼č yollar─▒ art─▒klar─▒ atmak i├žin, bedendeki depolar depolay─▒p saklamak i├žin, tenas├╝l aleti nesli devam ettirmek i├žindir. B├╝t├╝n organlar b├Âyledir. E─čer dikkatlice teemm├╝l edip akl─▒n─▒ ├žal─▒┼čt─▒rsan, onlardan her birinin hikmet ve do─čru bir gaye i├žin yarat─▒lm─▒┼č oldu─čunu g├Âr├╝rs├╝n...

Ey Mufaddal! Bir de insan─▒n yarat─▒l─▒┼č─▒na tahsis k─▒l─▒n─▒p, di─čer varl─▒klardan ├╝st├╝n k─▒l─▒nd─▒─č─▒ duyular─▒na bak! Nas─▒l e┼čyay─▒ kolayl─▒kla m├╝talaa etmesi i├žin ┼ču iki g├Âz├╝ minarenin ├╝st├╝ndeki lambalar gibi ba┼č─▒nda yerle┼čtirilmi┼č ve el ayak gibi a┼ča─č─▒daki organlarda konulmam─▒┼č ki, ├že┼čitli afetlere maruz kalmas─▒n ve ├žal─▒┼čma ve hareket sonucu onlar─▒ hasta k─▒lacak, etkileyecek ve eksikli─čine sebebiyet verecek ┼čeylerle kar┼č─▒la┼čmas─▒n. Keza onlar, kar─▒n ve bel gibi bedenin ortas─▒nda olan organlarda da yerle┼čtirilmemi┼č ki, ├žal─▒┼čmalar─▒ ve e┼čyay─▒ g├Ârmesi zorla┼čmas─▒n. Duyular i├žin bu organlar─▒n hi├ž birinde uygun yer olmay─▒nca, ba┼č duyular i├žin en uygun yer durumunu alm─▒┼č ve onlar i├žin bir kale konumunu alm─▒┼čt─▒r.

Sonra duyular─▒ be┼č ┼čeyi alg─▒layan be┼č duyu k─▒lm─▒┼čt─▒r ki, mahsusattan hi├žbirinin alg─▒lanmas─▒ yitirilmesin.

G├Âzleri yaratm─▒┼čt─▒r ki, renkleri g├Ârs├╝n. E─čer renkler var olurdu da g├Âzler olmasayd─▒, renklerin bir faydas─▒ olmazd─▒. Kula─č─▒ yaratm─▒┼čt─▒r ki, sesleri duysun. E─čer sesler var olurdu da kulak olmasayd─▒, seslere bir ihtiya├ž olmazd─▒. Di─čer duyular i├žin de ayn─▒ ┼čey s├Âz konusudur.

Sonra ayn─▒ ┼čey g├Âz ve kulak i├žin de s├Âylenebilir. E─čer g├Âz olurdu da renkler olmasayd─▒, g├Âz├╝n bir anlam─▒ kalmazd─▒. E─čer kulak olurdu da sesler olmasayd─▒, kula─č─▒n bir fonksiyonu olmazd─▒.

Bak g├Âr, nas─▒l varl─▒klar─▒n baz─▒s─▒, baz─▒s─▒n─▒ alg─▒lamak ├╝zere taktir edilmi┼č, her bir duyu i├žin de ├žal─▒┼čma alan─▒ olarak alg─▒lanan varl─▒k yarat─▒lm─▒┼č, her bir alg─▒lanan varl─▒k i├žin de bir alg─▒lay─▒c─▒ konmu┼čtur.

Bunun d─▒┼č─▒nda bir de duyularla mahsusat aras─▒nda arac─▒ vazifesini g├Âren varl─▒klar tayin edilmi┼čtir. ├ľyle ki, onlar olmaks─▒z─▒n alg─▒lama i┼či tahakkuk bulamaz. Mesel├ó ─▒┼č─▒k ile hava yarat─▒lm─▒┼čt─▒r. E─čer rengi g├Âze zahir k─▒lan ─▒┼č─▒k olmasayd─▒, g├Âz rengi g├Âremezdi. E─čer sesi kula─ča ileten hava olmasayd─▒, kulak sesi duyamazd─▒. Acaba akl-─▒ selim sahibi olup, akl─▒n─▒ do─čru ├žal─▒┼čt─▒ran bir kimse, sana anlatt─▒─č─▒m bu duyular─▒n ve mahsusat─▒n birbirini alg─▒layacak ┼čekilde d├╝zenlenmesinin ve alg─▒lama i┼činin ba─čl─▒ oldu─ču di─čer nesnelerin buna g├Âre ayarlanmas─▒n─▒n her ┼čeyden haberi olan sonsuz ilim sahibi bir yarat─▒c─▒ taraf─▒ndan b├Âyle d├╝zenlendi─činden ┼č├╝phe eder mi?

Ey Mufaddal! ─░yice d├╝┼č├╝n ve karar ver! O insan─▒n halini d├╝┼č├╝n ki, g├Âzden yoksundur. B├Âyle bir insan─▒n i┼činin nas─▒l aksayaca─č─▒n─▒ d├╝┼č├╝n. B├Âyle bir insan aya─č─▒n─▒ ataca─č─▒ yeri bile g├Âremez. ├ľn├╝nde olan ┼čeyin fark─▒nda olamaz. O ne renkleri birbirinden ayr─▒t edebilir, ne de g├╝zel ve ├žirkin manzaralar─▒ te┼čhis edebilir. Ne d├╝┼čmek ├╝zere oldu─ču ├žukuru g├Ârebilir, ne de k─▒l─▒c─▒yla ona sald─▒rmak isteyen d├╝┼čman─▒n─▒. O yazmak, ticaret etmek ve kuyumculuk gibi sanatsal i┼člerden de mahrum kal─▒r. Hatta keskin zekadan da mahrum olursa, onun yere d├╝┼čm├╝┼č bir ta┼čtan fark─▒ kalmaz.

Kulaktan yoksun olan kimsenin de durumu ayn─▒d─▒r. O da bir ├žok i┼člerden geri kal─▒r. Bir kere o, konu┼čmak ve ba┼čkalar─▒ ile muhavere etmekten mahrum kal─▒r. Zevk verici ┼ču g├╝zel sesleri duyman─▒n lezzetinden mahrum olur. ─░nsanlar onunla anla┼čmak konusunda da zorlu─ča d├╝┼čer. ├ľyle ki, art─▒k ondan b─▒karlar. O, insanlar─▒n haber ve konu┼čmalar─▒ndan da uzak kal─▒r. ├ľyle ki, haz─▒r oldu─ču halde gaip, hayatta oldu─ču halde ├Âlm├╝┼č insan durumuna d├╝┼čer.

Ak─▒ldan yoksun olan insan─▒n durumuna gelince, onun durumu daha ac─▒kl─▒d─▒r. O d├Ârt ayakl─▒ hayvan mertebesine d├╝┼čer, hatta onlar─▒n kavrad─▒─č─▒ bir ├žok ┼čeyden bile habersiz kal─▒r.

─░┼čte bu organlar─▒n, akl─▒n ve insan─▒n yarar─▒na olan di─čer ├Âzelliklerin insan─▒n yarat─▒l─▒┼č─▒n─▒ nas─▒l tamamlad─▒─č─▒n─▒ g├Ârm├╝yor musun? E─čer bunlar olmasayd─▒, insan─▒n i├žine d├╝┼čece─či a─č─▒r zorluklar─▒n fark─▒nda de─čil misin?

Bunlar nas─▒l bu d├╝zene sahip oldu? Bunlar─▒n bu d├╝zene sokulmas─▒nda ilim ve taktir gerekmiyor mu?..." [1]

2.Oturum

Ey Mufaddal! Hek├«m ve kad├«r olan AllahÔÇÖ─▒n tedbiri ├╝zerinde d├╝┼č├╝nÔÇŽ Y─▒rt─▒c─▒ hayvanlarla av hayvanlar─▒na bir bakÔÇŽ Onlara nas─▒l keskin ve sivri di┼čler verdi─čini, sa─člam ve sert pen├želer ve b├╝y├╝k a─č─▒zlar verdi─čini ve bunlar─▒n, onlar─▒n d├╝nyas─▒yla ne kadar uyumlu ve yerinde oldu─čunu g├ÂrÔÇŽ┬á Keza, etobur olan avc─▒ ku┼člara gayet uygun gagalar ve pen├želer vermi┼čtirÔÇŽ

E─čer Y├╝ce Allah ÔÇôcc- otla beslenen hayvanlara bu pen├želeri vermi┼č olsayd─▒, ihtiya├žlar─▒ olmayan bir ┼čey vermi┼č olacakt─▒ onlara, ├ž├╝nk├╝ onlar avlanmaz ve et de yemezler! Y─▒rt─▒c─▒ hayvanlara da geni┼č t─▒rnak vermi┼č olsayd─▒ onlara hi├ž yaramayacak ve avlanmak i├žin ihtiya├žlar─▒ olan silah─▒ ÔÇôpen├že- onlardan esirgemi┼č say─▒lacakt─▒!

Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n bu iki t├╝r hayvan grubuna onlar─▒n ya┼čamlar─▒n─▒ s├╝rd├╝rebilmeleri i├žin en uygun ┼čeyleri verdi─čini ve her birini, ihtiyac─▒ olan ┼čeyle donatt─▒─č─▒n─▒ g├Âmez┬á misin?..

D├Ârt ayakl─▒ hayvanlar─▒n yarad─▒l─▒┼č─▒na bak ve d├╝nyaya geldikten hemen sonra annelerinin pe┼činden nas─▒l gittiklerini ve insan yavrusu gibi tutulup kald─▒r─▒lmaya, e─čitilip yeti┼čtirilmeye hi├ž ihtiya├žlar─▒ olmad─▒─č─▒n─▒ g├ÂrÔÇŽ ├ç├╝nk├╝ insan annesinin ├žocuk e─čitimi ve bak─▒m─▒ konusundaki bilgisi ve keza bunlar─▒ yerine getirebilmek i├žin gerekli olan geni┼č avu├žlu ve uzun parmakl─▒ eller gibi gere├žlere; d├Ârt ayakl─▒ hayvanlar─▒n anneleri sahip de─čildir. Bu nedenledir ki Y├╝ce Alla, d├Ârt ayakl─▒ hayvanlar─▒n yavrular─▒na, d├╝nyaya gelir gelmez, hi├žbir e─čitimci ve bakamc─▒ya gerek kalmaks─▒z─▒n b├╝y├╝y├╝p geli┼čmesini ve kendisi i├žin en do─čru olan─▒ yapabilecek kapasiteye kavu┼čarak kemale ermesini m├╝mk├╝n k─▒lm─▒┼čt─▒r.

Tavuk, keklik, s├╝l├╝n vb. t├╝rden bir├žok ku┼čun civcivleri yumurtadan ├ž─▒kt─▒ktan birka├ž saat sonra y├╝r├╝meye ve yem aray─▒p yemeye ba┼člar. Yumurtadan ├ž─▒kt─▒ktan sonra bu kabiliyeti ta┼č─▒mayan ve b├╝y├╝y├╝p geli┼čmesi zaman alan g├╝vercin t├╝r├╝ zay─▒f ku┼člar─▒n civcivleri i├žinse Y├╝ce Allah ba┼čka bir tedbirde bulunmu┼č ve onlar─▒n annelerine civcivlerine kar┼č─▒ daha fazla ┼čefkat ve sevgi duygusunun yan─▒ s─▒ra bir de kursak vermi┼čtir, g├╝vercin, kursa─č─▒nda biriktirdi─či yemi getirip yavrusunun a─čz─▒na d├Âker ve kanatlan─▒p yuvadan u├žuncaya kadar onu b├Âylesine sevgiyle beslerÔÇŽ Bu nedenle de Y├╝ce Allah, bu t├╝r ku┼člara, tavuk t├╝rlerindeki gibi fazla civciv vermez; b├Âylece g├╝vercin, az say─▒daki civcivlerini besleyebilir ve yavrular─▒n─▒n telef olmas─▒n─▒ engellerÔÇŽ G├╝rd├╝─č├╝n gibi, Allah Teala her biri i├žin gerekli en uygun tedbiri takdir etmi┼č, onlar─▒ en g├╝zel yarad─▒l─▒┼čla yaratm─▒┼čt─▒r.

3. Oturum

ÔÇŽSesler, baz─▒ cisimlerin havadaki s├╝rt├╝┼čmesi sonucu meydana gelir ve hava, bu sesleri bizim i┼čitme duyumuza ula┼čt─▒r─▒r.┬á ─░nsanlar b├╝t├╝n g├╝n boyu, hatta gecenin belli bir k─▒sm─▒n─▒ konu┼čmakla ge├žirmektedirler. B├╝t├╝n bu sesler ve konu┼čmalar havada kalacak olsayd─▒ insanlar─▒n durumu ├žok zor olur, muhtemelen ka─č─▒ttan ├žok, havay─▒ de─či┼čtirmek veya hava ├╝retmek zorunda kal─▒rlard─▒, ├ž├╝nk├╝ konu┼čurken kullan─▒lan kelimeler ve sesler, yaz─▒lanlardan ├žok daha fazlad─▒r. Binaenaleyh Y├╝celer Y├╝cesi bilge ve hekim olan Allah;┬á havay─▒ g├Âr├╝nmeyen yumu┼čac─▒k bir ka─č─▒t gibi yaratm─▒┼čt─▒r; sesler ve konu┼čmalar bu hava sayesinde bize ula┼čmakta, sonra da bu ses ve konu┼čmalar─▒n havadaki izleri silinmekte ve hava tekrar yeni sesleri kaydedebilecek beyaz bir ka─č─▒t gibi yepyeni olmakta ama bu i┼člem nedeniyle asla y─▒pran─▒p eskimemektedir!

Hikmetleri ├╝zerinde d├╝┼č├╝necek olursan, ibret almak i├žin s─▒rf ┼ču hava bile yeter asl─▒nda! ├ç├╝nk├╝ her ┼čeyden ├Ânce, v├╝cudun ya┼čamasan─▒ sa─člar; havay─▒ i├žine teneff├╝s edip alman diri kalmana; ald─▒─č─▒n havay─▒ geri bo┼čaltman da v├╝cudunun s─▒hhat bulmas─▒na yarar. Hava sesleri uzaklardan ta┼č─▒y─▒p getirir, g├╝zel kokular─▒ d├Ârt bir yana ula┼čt─▒r─▒r; r├╝zgar─▒n esti─či taraftan daha fazla ses ve g├╝zel kokular geldi─čini g├Ârmez misin? Keza, d├╝nyan─▒n d├╝zen ve maslahat─▒nda etkin fakt├Ârler olan s─▒cakl─▒k ve so─čuklu─ču ta┼č─▒yan da, yine havad─▒rÔÇŁ.

ÔÇťÔÇŽ Bilge ve hikmet sahibi Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒n, ├že┼čitli a─ča├ž t├╝rlerindeki muazzam yarad─▒l─▒┼č s─▒rlar─▒nda tefekk├╝r etÔÇŽ A─ča├žlar y─▒lda birkez ├Âl├╝rler; ama onlara hayat veren i├žg├╝d├╝sel ─▒s─▒lar─▒ i├žlerinde gizli kal─▒r ve meyveler i├žin gerekli hammaddeleri ├╝retmeye ba┼člay─▒p haz─▒rlar ve bahar gelince tekrar dirilip hareketlenir ve t├╝rl├╝ meyveler sunar sanaÔÇŽHer meyve, kendine has belli bir zamanda haz─▒rlan─▒p sunulur; misafirlikte leziz yiyecek ve tatl─▒lar─▒n belli aral─▒klar ve ├Âzel zaman aralar─▒nda takdim edilmesi gibi t─▒pk─▒.. Tomurcu─ča duran a─ča├žlar─▒n ellerindeki hediyeleri sana nas─▒l c├Âmert├že takdim etti─čine bakÔÇŽ Ba─člarda bah├želerde g├╝zelim g├╝llerle reyhanlar─▒n, nesrinlerin (fulya), yasemenlerin adeta diledi─čini kopar dercesine sana enas─▒l ellerini uzatt─▒klar─▒n─▒ g├ÂrÔÇŽ

Ey insan! E─čer akl─▒n varsa neden kendi haddini bilmezsin sen? Zekan varsa e─čer, bunca nimeti sana l├╝tfeden velinimetini neden tan─▒maz, OÔÇÖna neden te┼čekk├╝r etmezsin?.. Ba─člarda, bostanlarda, da─člarda vadilerde senin i├žin bunca yiyecek, i├žecek, meyve, t├╝rl├╝ sebzeler ve reng├órenk ├ži├žekler haz─▒rlay─▒p sunan Rabbine ┼č├╝kredip te┼čekk├╝rde bulunaca─č─▒na neden OÔÇÖna isyan etmekte, bunca l├╝tuf ve ba─č─▒┼č─▒n─▒ g├Ârmezden gelip inkara kalk─▒┼čmakta ve OÔÇÖnu tan─▒mazdan gelmektesin?!..

┼×u narda gizli olan o s─▒rlara ve su├žlar─▒ ba─č─▒┼člay─▒c─▒ Y├╝ce yaradanÔÇÖ─▒n onu nas─▒l yaratt─▒─č─▒na bir baksana! Nar─▒n aralar─▒nda i├žya─č─▒ndan minik tepecikler kurmu┼č, o tepeciklerin d├Ârt bir yan─▒na nar tanelerini inciler gibi birbirine┬á yap─▒┼čt─▒rm─▒┼čt─▒rÔÇŽ O tanelerin adeta elle ve ├Âzenle yan yana dizildi─čini san─▒rs─▒nÔÇŽ Taneleri birka├ž b├Âl├╝me ay─▒rm─▒┼č ve her b├Âl├╝m├╝ de bir zarla ├Ârtm├╝┼čt├╝r, bu zar o kadar ince ve hassast─▒r ki insan─▒n akl─▒n─▒ hayran b─▒rak─▒rÔÇŽ Bunlar─▒n hepsini de kal─▒nca ve sa─člam bir kabukla ├Ârt├╝p korumu┼čtur. Bu dakik ve hassas yarad─▒l─▒┼čta, fevkalade ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ incelikler vard─▒r; nar─▒n i├ži sadece tanelerle dolu olsayd─▒ o tanelerin beslenebilecekleri bir yol yoktu, bu nedenle o i├žya─č─▒ gibi kabuklar─▒ tanelerin aras─▒na yerle┼čtirmi┼č ve taneleri bunlar─▒n ├╝zerine ekmi┼čtir, i┼čte bu yolla o taneler beslenebilmektedir. Bu zarif tanelerin bozulup ├ž├╝r├╝memesi i├žin de, nar─▒n i├žindeki o ince zarlar─▒ perde gibi, tanelerin ├╝zerine ├žekmi┼čtir; tanelerin s─▒ca─ča, so─ču─ča, g├╝ne┼če vb. d─▒┼č etkenlere kar┼č─▒ korunarak taptaze kalabilmesi i├žin de, daha kal─▒n ve ilgin├ž yap─▒ya sahip bir ba┼čka sa─člam kabu─ču da hepsinin ├╝zerine gerip onlar─▒ korumu┼čtur. B├╝t├╝n bu sayd─▒klar─▒m, nar─▒n yarad─▒l─▒┼č─▒ndaki ┼ča┼č─▒rt─▒c─▒ say─▒s─▒z hikmet ve inceliklerden sadece birka├ž─▒d─▒rÔÇŽ

4. Oturum

ÔÇŽ ┼×imdi; baz─▒ cahillerin Y├╝ce AllahÔÇÖ─▒, onun yarat─▒┼č─▒n─▒, takdir ve tedbirini inkar i├žin bir vesile olarak kulland─▒─č─▒ ve ger├žekle┼čmelerinin hi├žbir hikmet ve ge├žerli nedene dayanmad─▒─č─▒n─▒ zannettikleri do─čal felaketlerle hastal─▒klardan s├Âzedelim birazÔÇŽ Kolera, veba ve benzeri t├╝rl├╝ salg─▒n hastal─▒klarla, ekinleri ve meyveleri telef eden dolu ve ├žekirge ak─▒n─▒ gibi felaketlerÔÇŽ Bunlara cevap a├ž─▒kt─▒r: ┼×u evrenin ve d├╝nyan─▒n i┼člerini d├╝zenleyen belli bir yarat─▒c─▒s─▒ olmasa, bu t├╝r bela ve felaketler b├Âyle ara-s─▒ra de─čil, daima ve ├žok daha fazla vuku bulurdu ve mesela g├Âklerin ve yerin d├╝zeninin bozulmas─▒, y─▒ld─▒zlar─▒n yery├╝z├╝ne d├╝┼čmesi veya b├╝t├╝n yery├╝z├╝n├╝n sular─▒n alt─▒nda kalmas─▒ veya g├╝ne┼čin bir daha do─čmamas─▒, p─▒narlar─▒n kurumas─▒ ve su kaynaklar─▒n─▒n tamamen t├╝kenip yery├╝z├╝n├╝n susuz kalmas─▒ veya havan─▒n hareketini yitirmesi ve hi├ž r├╝zgar esmemesi veya her ┼čeyin ├ž├╝r├╝y├╝p bozulmas─▒, denizlerle okyanuslar─▒n kabar─▒p yery├╝z├╝ndeki b├╝t├╝n canl─▒lar─▒ yutmas─▒ gerekirdiÔÇŽ Keza, veba ve ├žekirge ak─▒n─▒ gibi ┼ču do─čal afetler ve salg─▒n hastal─▒klar─▒n k─▒sa bir s├╝re vuku bulmas─▒, s├╝rekli ve kal─▒c─▒ olmamas─▒, sadece baz─▒ zamanlarda meydana ├ž─▒karak ├žabucak ├žekilmesi ve b├╝t├╝n d├╝nyay─▒ bir anda mahvedecek kadar s├╝rmemesi bir tesad├╝f m├╝d├╝r sahi?!..

B├Âylesine b├╝y├╝k ve hepten yokedici afetlerden d├╝nyan─▒n korundu─čunu┬á g├Ârmez misin? Sadece baz─▒ zamanlar insanlar─▒n kendisine gelmesi ve korkup kendilerine bir ├žeki d├╝zen vermeleri ve ibret almalar─▒ i├žin vuku bulmakta, sonra da ├žabucak bitmekte ve biti┼či bir rahmet olmaktad─▒r.

─░nsanlar─▒n ba┼č─▒na gelen tats─▒z olaylarla felaketler konusunda dinsizler ÔÇťE─čer d├╝nyan─▒n ┼čefkatli ve merhametli bir yarat─▒c─▒s─▒ varsa bu felaketler ne demek oluyor?ÔÇŁ diye sorarlar. Bunlar, insano─člunun d├╝nyadaki rahat ya┼čam─▒n─▒n hep ├Âyle s├╝rmesi ve hi├žbir zaman zorluk ve s─▒k─▒nt─▒ ya┼čamamas─▒ gerekti─čini zannederlerÔÇŽ Oysa e─čer b├Âyle olsa ve insano─člunun ya┼čam─▒ s─▒k─▒nt─▒, zorluk ve felaketten kesinlikle ar─▒t─▒lm─▒┼č bulunsayd─▒; insanlardaki bozulma, ahlaks─▒zl─▒k ve ┼čerler o kadar artard─▒ ki ne d├╝nyalar─▒ kurtulurdu ne ahiretleriÔÇŽ Nitekim n├óz-u nimete kavu┼čan ve her t├╝rl├╝ refah i├žinde rahat bir hayat s├╝rd├╝renlerden baz─▒lar─▒ ├Âylesine kendilerini kaybedip k├╝frana bat─▒yorlar ki adeta insan olduklar─▒n─▒, AllahÔÇÖ─▒n kulu olduklar─▒n─▒ unutuyor ve s─▒k─▒nt─▒, zorluk ve felaket denilen ┼čeylerin birg├╝n onlar─▒n da kap─▒s─▒n─▒ ├žalabilece─čine ihtimal dahi vermez oluyorlar ve neticede hi├žbir zay─▒f─▒n elinden tutmaz, yoksula yard─▒m etmez, hi├žbir zavall─▒ya ac─▒maz, d├╝┼čenin elinden tutmaz, ac─▒s─▒ olan birinin ac─▒s─▒n─▒ payla┼čmaz, kimseye ac─▒maz ve kimseyi umursamaz bir hale geliveriyorlar!..

Ama insanlar bir s─▒k─▒nt─▒ya d├╝┼čt├╝kleri, ac─▒ ├žektikleri veya bir derde m├╝ptela olduklar─▒ zaman cahil ve gaflet i├žindekiler ├žo─ču uyan─▒p kendisine geliyor ve i┼čledikleri bir├žok g├╝nah ve hatadan d├Ân├╝veriyorlarÔÇŽ

Bu bela ve ac─▒lar─▒n hi├ž olmamas─▒ gerekti─čini d├╝┼č├╝nen ve bunlardan ho┼članmayanlar asl─▒nda t─▒pk─▒ tats─▒z ve ac─▒ ila├žlar─▒ i├žmekten rahats─▒z olan ve kendileri i├žin zararl─▒, ama pek sevdikleri lezzetli ┼čeylerden mahrum b─▒rak─▒lmalar─▒na ├Âfkelenen ├žocuklar gibidirler; okula gitmeyi, ders ├žal─▒┼čmay─▒ hi├ž sevmez, b├╝t├╝n g├╝n oynay─▒p bo┼čuna vakit ge├žirmeye bay─▒l─▒r, diledikleri her ┼čeyi yapmak, canlar─▒n─▒n ├žekti─či her ┼čeyi yiyip-i├žmek isterlerÔÇŽ Oyun ve serserilikle vakit ge├žirmenin dinleri ve d├╝nyalar─▒ i├žin ne kadar zararl─▒ oldu─čunu; lettezli ama zararl─▒ yiyecek ve i├žeceklerin onlar─▒ ne gibi hastal─▒klara d├╝┼č├╝rebilece─čini, okuyup tahsil etmenin, ilim ve edep ├Â─črenmenin kendilerine nas─▒l g├╝zel bir gelecek haz─▒rlayabilece─čini, ac─▒ da olsa gerekli ila├žlar─▒ kullan─▒p di─čer lezzetlerden perhizde bulunman─▒n s─▒hhat ve ┼čifayla sonu├žlanaca─č─▒n─▒ bilmez, idrak edemezlerÔÇŽ

Nice dertler vard─▒r ki, huzur ve mutluluktur sonras─▒ÔÇŽ Nice ac─▒lar vard─▒r ki pek tatl─▒ sonlar getirir beraberinde...

(─░smail BendideryaÔÇÖn─▒n┬á ÔÇťHz.─░mam Cafer S├ód─▒k (a.s)ÔÇŁ adl─▒ makalesinden al─▒nm─▒┼čt─▒r. / TevhidÔÇÖ├╝l Mufaddal Kitab─▒ (Kitab─▒n ├Âzeti) / Allame el-Meclisi ÔÇťBiharÔÇÖ├╝l EnvarÔÇŁ C.3, S.59-138)





[1]┬á Birinci oturumun bir b├Âl├╝m├╝n├╝ Abdullah Turan ÔÇťEhli Beyt Mektebinde Temel ─░nan├žlarÔÇŁ s.102-105ÔÇÖten iktibas al─▒nm─▒┼čt─▒r.

 

Comments (0)

 

Kitap

Bu Kitab─▒ Okudunuz mu?
Reklam
"─░slamiyetin ├ľz├╝ Ger├žek Alevilik" bu kitap Alevili─čin ne oldu─čunu, nas─▒l bir inan├ž oldu─čunu, k─▒sa ve ├Âz bir ┼čekilde anlatacak ve Alevi karde┼člerimizin kendi inan├žlar─▒n─▒ anlamalar─▒na yard─▒mc─▒ olacakt─▒r.

Facebookta Payla┼č

Sayfay─▒ Facebookta Payla┼č─▒n

Arkada┼č─▒na Tavsiye Et

Aleviyyun.com © 2009 Arap Alevi Bilgilendirme Sitesi