Hz. Ali (a.s) Buyurdu ki:

Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.
Hz. Ali -
Hilafet PDF Yazdır e-Posta
İsmail Salih tarafından yazıldı.   

Halifelik konusu yüzyıllardır tartışılan önemli bir konudur. Kimisi ebu Bekir’in halifeliğine “seçimle olduğu için meşrudur” derken kimisi asıl halifenin resulullah tarafından tayin edildiği, bu kişinin de Hz. Ali (as) olduğunu söylemektedir. Bu konuyu ehli sünnet kitaplarını inceleyerek bakalım. Resulullah, kendisinden sonra halifelik makamına birilerini seçmiş mi, yoksa bu işi sahabelerin seçimine mi bırakmış?
İslam’ın ilk yıllarına döndüğümüzde Hz. Resulullah (s.a.a)'a "En yakın aşiretini uyar" (1)ayeti nazil olmuş ve Allah Teala Hz. Resulullah'ı kendi akrabalarını uyarmakla görevlendirmiştir. Bunun üzerine, Hz. Resulullah, Hz. Ali (a.s)'ı yemek hazırlayarak, yakın akrabalarını yemeğe davet etmekle görevlendirmiştir. O gün Hazret'in daveti üzerine, aralarında Ebu Talip, Hamza, Abbas ve Ebu Leheb'in de bulunduğu yaklaşık kırk kişi Hz. Ebu Talib'in evinde toplanmıştır.

Hz. Resulullah (s.a.a), yemek yendikten sonra, kendisinin Allah tarafından peygamberlikle görevlendirildiğini onlara şöyle açıklamıştır: "Ey Abdülmuttalip oğulları! Andolsun Allah'a ki; ben Arap gençleri arasında kendi kabilesine benim getirdiğim şeyden daha hayırlı bir şey getiren bir genci tanımıyorum. Ben sizin için dünya ve ahiret hayrını getirmişim. Allah beni, sizleri O'na davet etmekle görevlendirmiştir. Sizlerden kim benim bu görevimde bana yardım etmeye hazırdır ki, benim kardeşim, vasim ve sizin aranızda halifem olsun?"

"Orada hazır bulunanların hiçbirinden bir ses çıkmaz ve yalnızca Hz. Ali (a.s) kalkıp "Ey Allah'ın Peygamberi! Sana yardım etmeye ben hazırım"der.

Hz. Resulullah (s.a.a) Hz. Ali'ye: "Ey Ali! Sen otur" der ve bu sahne üç defa tekrarlanır. Her üçünde de o Hazret'e icabet eden yalnızca Hz. İmam Ali (a.s) olur.

Bunun üzerine, Hz. Resulullah (s.a.a) mübarek elini Hz. Ali (a.s)'ın omuzuna koyarak: "Bu benim kardeşim, vasim ve sizin aranızdaki halifemdir, onu dinleyin ve ona itaat edin" buyurur.

Bunun üzerine, orada bulunanlar gülerek kalkıp Ebu Talib'e: "Sana kendi çocuğunu dinleyip, onun emrine uymanı farz kıldı!"diyerek dağılıp giderler." (2)

Resülullah (saa), daha Hz.Ali çocukken, onu yerine halife seçmiş ve bunu akrabalarına bildirmiştir. Peki, bu resülullah’ın kendi seçimi miydi? Kesinlikle hayır. Allah (cc)’nin çok önceden vermiş olduğu bir karardı. Bunun kanıtı da; Selman-ı Farisi'den naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: "Ben ve Ali, Adem yaratılmadan bin yıl önce, Allahın elinde onu tesbih ve takdis eden bir nur idik. Allah Adem'i yarattıktan sonra o nuru Adem'in sulbüne verdi, böylece bir sulpten gele gele Abdülmüttalip'te ikiye ayrıldı. Bende peygamberliğe, Ali'de ise halifeliğe ayrıldı" (3)

İmam Ali’den naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu: “...Ey Ali, her kim sana karşı savaşırsa bana karşı savaşmıştır. Seni buğz eden, beni buğz etmiştir. Seni söven de beni sövmüştür. Çünkü sen benden, nefsim gibisin. Senin ruhun ruhumdan ve tıynetin tıynetimdendir. Şanı Yüce olan Allah, seni ve beni nurundan yarattı. İkimizi seçip beni peygamberliğe ve seni de imamlığa tercih etti. Ey Ali, senin imamlığını inkar eden benim peygamberliğimi inkar etmiş olur. Ey Ali, sen benim vasim, varisim, çocuklarımın babası ve kızımın kocasısın. Senin emrin emrim ve senin nehyettiğin benim nehyettiğimdir. Beni peygamberlik ile gönderip, beni yaratılmışların en hayırlısı kılan Allah’a yemin olsun ki, sen yaratılmışların üzerine Allah’ın hüccetisin. Sen Allah’ın sırrına onun güvendiği ve yarattıkları üzerine onun halifesisin.” (4)Bu hadislerden de anladığımız gibi Hz. Ali’nin halifeliği Allah (cc) tarafından belirlenmiştir. İnsanlara bu konuda seçim hakkı tanınmamıştır. Kısaca gadir olayına değindiğimizde bu emrin Allah (cc) tarafından verildiği anlaşılacaktır.

Sünni âlimlerinin ekseriyeti itiraf etmektedirler ki; Hicri 10. yılda, Veda Haccında, Zilhiccet’ul- Haram’ın 18. gününde, Mekke’den dönerken Peygamber-i Ekrem (s.a.a) Gadir-i Hum denen yerde bütün ashabını bir araya topladı. Peygamber-i Ekrem (s.a.a)’in emriyle önden gidenler geri döndürüldü ve geride kalanların da oraya yetişmesi sağlandı. Sünni birçok alim ve tarihçilerin rivayet ettiğine göre 70,000 kişi, imam Sa’lebi (tefsirinde) ve Sibt bin Cevzi’ye (Tezkiret’u Havass’il- Ümme fi Ma’rifet’il- Eimme’de) göre ise Gadir-i Hum’da 120,000 sahabe hazır bulunmuştur.

Peygamber-i Ekrem (s.a.a) minbere çıkarak oldukça uzun bir hutbe okudu. Bu hutbenin çoğu yerinde Hz. Ali (a.s)’ı övdü, Hz. Ali (a.s) hakkında inen ayetleri okudu. Oradaki Müslümanların dikkatini Hz. Ali (a.s)’ın yüce makamına çekti ve şöyle buyurdu:

“Ey insanlar! Ben size kendi nefsinizden daha evla değil miyim?”

Onlar; “Evet, evlasın” dediler.

Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.”

Sonra ellerini kaldırarak şöyle dua etti: “Allah’ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak.”

Daha sonra bir çadır kurmalarını emretti, Ali’ye de o çadırda oturmasını söyledi. Orada hazır bulunan bütün ümmete şöyle buyurdular:

“Gidin Ali’ye biat edin; zira ben Allah-u Teala tarafından sizden Ali için biat almakla görevlendim.”

O gün Ali’ye ilk biat eden, Ömer, sonra Ebu Bekir, sonra Osman, sonra Talha, sonra Zübeyr idi. Orada tam üç gün boyunca Ali’ye biat ettiler. (5)

Başta Ebu Bekir olmak üzere Ömer, Osman ve 70 binden fazla sahabe Hz. Ali (as)’a biat ediyorlar. Hz. Ali (as)’a Biat etmek O’nun halifeliğini kabul etmek anlamını taşıyor. Neden bu sahabeler Peygamberin vefatıyla biatten dönüyorlar? Nitekim bunun yaşanacağını resulullah biliyordu ve bu konuda: İmam Ali (as) şöyle buyurdu: Resulullah (saa) bana hayatında bildirdi ki: “Ümmetim benden sonra sana karşı vefasız olup sözünde durmayacaktır” (6) Resulullah (saa) bu sözleri halifelik makamı için yapılacak hıyanetten haber vermektedir. Başka bir hadiste Resulullah (saa) şöyle buyurdu: “Her kim benden sonra halifelik için Ali'ye karşı kötülük ederse ve onunla savaşta bulunursa kafirdir. Aynı zamanda Allah'a ve Resulune karşı savaşmış gibidir. Her kim Ali hakkında şüpheye düşerse kafirdir.” (7) Hal böyle iken nasıl olur da bazı insanlar çıkıp “resulullah kendisinden sonra vasi veya halife tayin etmedi” diyebiliyorlar. Abdullah bin Abbas dedi ki: Fitneler olacaktır, bu durumu yaşarsanız sizlere iki haslete tutunmanızı tavsiye ederim. Biri Kuran-ı Kerim, diğeri de Ali bin Ebi Talip'tir. Çünkü Resulullah (saa)'ın İmam Ali’yi elinden tutarak şöyle buyurduğunu kendim duydum "Ali bana ilk iman eden ve Kıyamet gününde benimle ilk tokalaşacak olandır, kendisi bu ümmetin farukudur, hak ile batılı ayırt edendir, kendisi müminlerin önderidir, mal ise zalimlerin önderidir. Kendisi benden sonra halifemdir" (8) Hz. Ali (as)’ın peygamberin hak halifesi olduğu açıktır. Bu konudaki hadisler bol… Diğer bir hadiste resulullah şöyle buyurmuştur: "Ali benim kardeşim, vasim ve içinizde halifemdir, onu dinleyin ve ona itaat edin” (9)

Resulullah (saa) Hz.Ali'ye hitaben şöyle buyurdu "Ey Ali, sen kardeşim, vezirim, vasim, varisim ve benden sonra halifemsin" (10) Son olarak Enes bin Malik’ten naklen, Resulullah (saa) şöyle buyurdu:"Kardeşim, vezirim, ehlim içinde halifem, terkettiklerimin en hayırlısı, borcumu ödeyen ve vad ettiklerimi yerine getiren Ali bin Ebi Talib’dir” (11)

Bu hadisler üzerine iyice düşününüz. Ondan sonra gerçek halifenin kim olması gerektiğine karar veriniz.


- - - -- - - - - -

1)-Şuara Süresi 214.Ayet)

2)- Taberi Tefsiri c.19 s. 68, Dürr-ül Mensur c.5 s.97, El-Mizan c.15 s.335

3)- İbn-i Hacer el-Askalani "Lisan'ül Mizan" c.2, s.229; c.6, s.377. Sıbt İbn-i Cevzi "Tezkiret Havas’ül Eimme" s.52. el-Zehebi "Mizan'ül İtidal" c.1, s.235 Hadis No: 1904. el-Künci eş-Şafii "Kifayet üt-Talib" Bab: 87, s. 315. Menakıb-ı Meğazeli s.88, Hadis No: 130. Ahmet bin Hanbel “el-Fedail” kitabı Fedail Emir’ül Müminin babı Hadis No: 252. Hatip Hüvarezmi el-Hanefi “Maktelil Hüseyn” c.1, s.5 ve “Menakıb” s.46. İbn-i Ebil Hadit "Şerh-u Nehc'ül Belağa" c.2, s.450. ed-Deylemi "Firdevs'il Ahbar" c.3, s.283, Hadis No: 4851. İbn-i Asakir "Tarih-i Dimaşk" c.1, s.136, Hadis No: 180. el-Hemedani eş-Şafii “Meveddet’ül Kurba” . Müsned-i Ahmet bin Hanbel


4)-Yenabi ul mevedde Sayfa: 53)

5)-İmam Fahruddin Razi, “Mefatih’ul- Gayb” tefsirinde. İmam Ahmed Sa’lebi, “Keşf’ul- Beyan” tefsirinde. Celaluddin Suyuti, “Durr’ul- Mensur” tefsirinde. Ebu’l- Hasan Ali bin Ahmed-i Vahidi en-Nişaburi, “Esbab’un-Nuzul”da. Muhammed bin Cerir Taberi, “Tefsir-i Kebir”de. Hafız Ebu Naim İsfahani, “Ma Nezele Min’el- Kur’ân’i fi Ali’yyin” ve Hilyet’ul- Evliya’da. Muhammed bin İsmail Buhari, Tarih c. 1, s. 375’de. Müslim bin Haccac Nişaburi, “Sahih” c. 2, s. 325’de. Ebu Davud Secistani, Sünen’de. Muhammed bin İsa Tirmizi, “Sünen”de. Hafız bin Ukde, “Kitab’ul- Velayet”de. İbn-i Kesir-i Şafii Dimaşki, Tarih’inde. İmam Ahmed bin Hanbel, “Müsned” c. 4 s. 281 ve 371’de. Ebu Hamid Muhammed bin Muhammed Gazali, “Sırr’ul- Alemin”de. İbn-i Abdulbirr, “İstiab”da. Muhammed bin Talha eş-Şafii, “Metalib’us- Seul” s. 16’da. İbn-i Meğazili eş-Şafii, “Menakıb”da. Nuruddin bin Sabbağ el-Maliki, “Fusul’ul- Muhimme” s. 24 de. Hüseyin bin Mes’ud Beğevi, “Mesabih’us- Sünne”de. Ebu’l- Müeyyid Muvaffak bin Ahmed Hatip Harezmi, Menakıb’da. Mecduddin bin Esir Muhammed bin Muhammed eş-Şeybani, “Cami’ul- Usul”da. Hafız Ebu Abdurrahman Ahmed bin Ali Nesai, “Hasais’ul-Alevi” ve Sünen’de. Süleyman Belhi el-Hanefi, “Yenabi’ul- Mevedde”nin 4. babında. Şahabuddin Ahmed bin Hacer el-Mekki, “Savaik’ul- Muhrika” ve “el-Menh’ul- Melekiyye”de. (İbn-i Hacer, özellikle Savaik’in 1. babının 25 sayfasında bütün bağnazlığına rağmen şöyle diyor: “Bu hadis (Gadir Hadisi) hiç şek ve şüphe taşımayan sahih bir hadistir; içinde Tirmizi, Nesai ve Ahmed bin Hanbel’in de bulunduğu bir cemaat tarafından rivayet edilmiştir. Gerçekten onu rivayet edenler oldukça çoktur.”). İbn-i Mace el-Kazvini, Sünen’de. Hafız Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah Hakim Nişaburi, “Müstedrek”te. Hafız Süleyman bin Ahmed Taberani, Evset’de. İbn-i Esir-i Cezri, “Usd’ul- Gabe”de. İbn-i Cevzi, “Tezkiret’ul- Hevass’il- Ümme” s. 17’de. Ebu Ömer Ahmed bin Abdurrabbih, “Ikd’ul- Ferid”de. Allame Semhudi, “Cevahir’ul- Akdeyn”de. İbn-i Teymiyye Ahmed bin Abdulhalim, “Minhac’us- Sunne”de. İbn-i Hacer Askalani, “Feth’ul- Bari” ve “Tehzib’ut- Tehzib”de. Ebu’l- Kasım Muhammed bin Ömer Carullah Zimahşeri “Rebi’ul- Ebrar”da. Ebu Said Secistani, “Kitab’ud- Diraye fi Hadis’il- Velaye”de. Ubeydullah bin Abdullah Haskani, “Duat’ul- Huda ila Eda-i Hakk’il- Muvalat”da. Rezin bin Muaviye el-Abdurey, “el-Cem’u Beyn’es- Sihah’is-Sitte”de. İmam Fahr-u Razi, “Erbain”de. (Bütün ümmetin bu hadis hakkında icma ettiğini söylemektedir). Mukbili, “Ehadis’ul- Mütevatire”de. Suyuti, “Tarih’ul- Hülafa”da. Mir Seyyid Ali Hemedani, “Meveddet’ül- Kurba”da. Ebu’l- Feth, “Hasais’ul- Alevi”de. Hace Parsa-i Buhari, “Fasl’ul- Hitab”da. Cemaluddin Şirazi, “Erbain’de. Abdurrauf el-Menavi, “Feyz’ul- Kadir fi Şerh-i Cami’us-Sağir”de. Muhammed bin Yusuf-u Genci eş-Şafii “Kifayet’ut- Talib”in 1. babında. İbrahim bin Muhammed Himvini, “Feraid’us- Simtayn”da. Kadı Fazlullah bin Ruzbehan, “İbtal’ul- Batıl”da. Şemsuddin Muhammed bin Ahmed Şerbini, “Sirac’ul- Munir”de. Ebu’l- Feth Şehristani eş-Şafii, “Milel ve Nihel”de. İbn-i Asakir Ebu’l- Kasım Dimaşki, “Tarih-i Kebir”de. İbn-i Ebi’l- Hadid el-Mutezili, “Nehc’ul- Belağa Şerhi”nde. Alauddin Simnani, “Urvet’ul- Vuska”da. İbn-i Haldun, “Tarih” kitabının mukaddimesinde. Mevla Ali Muttaki Hindi, “Kenz’ul- Ummal”da. Şemsuddin Ebu’l- Hayr Dimaşki, “Esne’l- Metalib”de. Seyyid Şerif Hanefi el-Curcani, “Şerh-i Mevakıf”da. Yahya bin Şeref’un- Nebevi, “Tehzib’ul- Esma ve’l- Lügat”da. Hafız Ebu Bekr Hatib-i Bağdadi, “Tarih-i Bağdadi”de. Nizamuddin Nişaburi, “Tefsir-u Garaib’ul- Kur’ân”da. (Hakeza Taberi, İbn-i Ukde ve İbn-i Haddad Gadir hadisini nakletmişlerdir.)

6)- Hatip el-Bağdadi “Tarih-i Bağdat” C.11, S.216

7)- İn-i Meğâzeli "Menâkibu Ali bin Ebi Tâlib aleyhisselâm" s.46

8)- İbn-i Asakir "Tarih-i Dimaşk" c.1, s.89, Hadis No: 122. el-Künci eş-Şafii "Kifayet üt-Talip" Bab: 44, s.187. el-Zehebi "Mizan'ül İtidal" c.1, s.316 . el-Askalani “Lisan’ül Mizan” c.2, s.414 . el el-Kenhevi “Vesilet’ün Necat” s.133. el-Kamil fi Marifet’it Duafa vel-Metrukin s.149.

9)- Müsned Ahmet bin Hanbel c.1, s.159 . el-Askalani "el-İsabe fi Temyiz es-Sahabe" c.1, cz.2, s.217 . el-Müttaki el-Hindi "Muntahab'ul Kenz" c.5, s.42 ve "Kenz'ul Ummal" c.13, s.131 Hadis No: 36419. el-Suyuti "Cami'ül Ahadis"c.16, s.251. Tefsir'ül Hazen c.3, s.371. İbn-i Esir "el-Kamil fit-Tarih" c.1, s.487. Tarih'üt Tabari c.2, s.63. İbn-i Kesir "el-Bidayetü ven-Nihaye" c.3, s.352. İbn-i Ebil Hadit "Şerh-u Nehc'ül Belağa" c.13, s.211. Siret'ül Halebi c.1, s.311. el-Haskani "Şevahid'üt Tenzil" c.1, s.371. el-Hafaci “Nesim’ür Riyad" c.3, s.35. Münteheb Fedail'ün Nebi ve Ehli Beytihi s.131.

10)- İbn-i Teymiyye "Minhac'üs Sünnet" c.4, s.80 . Siret'ül Halebi c.1, s.304. Hafız İbn-i Ebil Hatim’in kitabı. Hafız el-Beğavi’nin kitabı

11)-el-Haskani "Şevahid'üt Tenzil" c.1, s.373, Hadis No: 515

Comments (0)

 

Kitap

Bu Kitabı Okudunuz mu?
Reklam
"İslamiyetin Özü Gerçek Alevilik" bu kitap Aleviliğin ne olduğunu, nasıl bir inanç olduğunu, kısa ve öz bir şekilde anlatacak ve Alevi kardeşlerimizin kendi inançlarını anlamalarına yardımcı olacaktır.

Facebookta Paylaş

Sayfayı Facebookta Paylaşın

Arkadaşına Tavsiye Et

Aleviyyun.com © 2009 Arap Alevi Bilgilendirme Sitesi